Satrtsite / Anasayfa       Künstlerhaus           Sanatçılar Evi-Göynük
   

     Biografie     Gedichte     Erzählungen        Artikel                    Bilder       

    Yaşam        Şiirler        Öyküler          Makele/deneme   Resim /Fotoğraflar 

 Deutsch        Türkisch      

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

        

 Alevilik Üzerine Sürdürülen Tartışmalar

 

   Bir çok insan bu konuda hiç okumamış,. Bilgi sahibi değil. Annesinden, babasından veya çevresinden duyduğu anlatımları alıp kendisine göre yorumluyor ve  gerçekten Alevilik inancıymış gibi  çıkan yeni teknolojiyle  sağa solla gönderiyor. Bunlar özellikle elektronik sayfalar açan arkadaşların iyi niyetlerini kulanarak onların sayfaları üzerinde bu düşünceleri  yaygınlaştırıyorlar. Bu sayfaları açan arkadaşlar bu bilimsel içerikten yoksun, tamamen duygusal ve yalnış yazıları üzerinde düşünülerek tartışılması gereken yeni birşeymiş gibi dağıtıma sunması oldukça karmaşık, beyinleri bulandıran yalnış düşüncelerin yaygınlaşmasına, boy vermesine olanak veriyor.

   Elbetteki Aleviliğin Müslümanlıkla ilişkisi vardır. Müslümanlıktan önceki  inançlar ile Münslümanlığın insani, hümanist, halktan eşitlikten yana olan  yanlarını alarak oluşan bir yaşam biçiminin felsefesinden oluşuyor. Hz. Muhamet’in inanç yoldaşı, damadı olan Hz. Ali’nin  ve onun çocukları İmam Hasan ve  Hüseyin’in  eğemen ve zalim güçlerin karşısında emek ve haklıdan yana oluşunun etkisi vardır.  Ancak bazıları Aleviliğin bu boyutu ile tüm Alevilik anlayışını Arap ırkçılığına kadar götürerek tüm Alevileri Hz. Muhamet’in soyundan gelenler olarak tanımlıyor. Böylece Araplaştırıyor. Böylece  bugün ki gerici, çağ dışı İslamlığa yaklaştırmaya çalışıyor.

   Alevilik adına ortaya çıkıp konuşan başka bir kesim bunu tamamen Türk ırkına  bağlayarak ırkçı, kafa tasçı bir anlayış olarak sergiliyor. İşte  geçenlerde bir “Alevi Elektronik Sayfa”ya gönderilen bir yazıda şunlar söyleniyor:

   “Ama şu bilinmeli ki Alevi’nin Kürdü, Çerkezi, Rum’u v.s. olmaz esas itibari ile Türk'tür.“

   Alevilik bir inanç olduğuna göre bu inancı benimsemiş herkes Alevi olduğunu her halde aklı başında kimse red edemez. O halde sadece, Çerkez, Rum, Kürt, Laz, Arap değil, Japonyalı, Çinli, Yunanistanlı, Amerikalı, Afrikalı, Avusturalyalı, dünyanın neresinde  yaşarsa yaşasın, hangi milliyetten olursa olsun bu yaşam felsefesini benimsiyor ve kavrayarak uyguluyorsa Alevidir.

Aleviliğin özellikle Anadoluda yaşayan halkların arasından boy vererek gelişmiş olması bu inancı ve yaşam biçimini tek ırka indirgemez. Bütün dinler bir yerden çıkarak oluşmuş ve dünya insanları arasında yaygınlaşmıştır.

   Ayrıca Anadoluda farklı etnik kökenlerin bir arada yaşaması sadece bir kaç yüz yıllık iş değildir. Onlarca farklı etnik kökenlerin birlikte yaşamının tarihi Millatan önceye dayanır. Türklerin Anadoluya gelişinin tarihi 1171 Malazgir şavaşıyla olduğu biliniyor. Bu Müslümanlık inancın ortaya çıkışından aşağı yukarı 500 yıl sonradır. Türkler gelmeden de, geldikten sonra da onlarca farklı etnik kökenler bir arada yaşamayı sürdürmüşlerdir. Anadoludaki bu farklı etnik kökenlerin en güzel özelliği bir arada yaşamış olmaları ve  Aleviliğin hümanist potasında birbirleriyle kaynaşmış olmalarıdır. Aleviliği sadece Türk ırkına ait olduğu savı kimse alınmasın ama  Hitlerin “Avrupa’da Hiristiyanlığın varlığı, German halkının kudretindedir” anlayışıyla çakışmaktadır. Bu tür kafatasçı anlayışlar “eline, beline, diline sağlam olacaksın” ilkesini temel alan Alavilik felsefesine zarar verir.

  Gene elektronik posta ile gönderilen bir yazıda biri “ Dedelerimiz ve ceddimiz olan Hz. Muhamed’e  ve Hz Ali’ye ve onların yolu olan Alevilik inancımıza saldırılara tahmül edemeyiz ve buna izin verilmemelidir diyor.” Elbetteki bu o yazıda ki en güzel cümlelerdi. Gerisi tamamen hakkarete dayanıyordu. Elbetteki ne Hz. Muhamet ve Hz. Aliye, ne Alevilik inancına, ne de başka bir inanç ve önderlerine hakaret etmek doğru değildir, saygısızlıktır. Herşeyden önce o tür yazı yazanların ve konuşmalarda bulunanların kendi kişiliklerine karşı yaptıkları bir saygısızlık olduğunun bilincinde olmaları gerekir. Kişilikli bir insan başka bir insanının kişiliğine ve inancına hakaret edecek veya küçümseyecek bir davranışta bulunmaz.

   Ancak Alevileri toptan Hz. Muhamet’in ceddinden, yani ırkından saymak bir Arap ırkçılığıdır.

Dünyada ki Alevilerin İslam’a bağlılığı özellikle Hz. Muhamet’in ölümünden sonra Hz. Ali ve oğullarının güçlülerin karşısından emekten, ve haklıdan yana tavır almalarıyla başlar. Özellikle İmam Hüseyin’nin şu sözlerini kendlerine rehber olarak almışlardır:

“Güçlünün, her istediği olur inancını yıkmak, ne hazin, ya da ne ulu yazgıdır ki, benim boynuma borç olmuştur. Sanılmasın ki kibirimdendir, boyun eğmeyişim yezide. Yok, yok... Ben, benden sonra gelecekleri de düşünerek, bir insanın ne kadar güçlü olursa olsun, gene de güçünü kıracak birilerinin şu dünyada var olabileceğini ortaya koymaya çalışırım. Yoksa gelecek nesillerin zorun önünde, zalimin önünde boyun eğmesini miras olarak bırakmış olurum...”

   İmam Hüseyin’in bu davranışı daima emekten, haktan yana olan insanların  ilkesi olmuştur. Çok etnikli, çok kültürlü bulunan Anadolu halkı aynı zamanda çok inaçlarında merkezi olduğu için, bu felsefeyi özümleyerek halkları, farklı kültür ve milliyetlerin güzel ortak yanlarını alarak boy vermiştir.

   Bugün de Aleviyim diyen insanların tarihi görevi güçlüye karşı mazlumu korumaktır. Irkçılığa karşı insanı öne çıkarmaktır. İşte bu nedenle Alevilerin en büyük ozanı Yunus Emre “ Dünya rıskım, insanı benim milliyetimdir” demiştir. Dünya milliyetini kendi milliyeti olarak görmeyen, dünyadaki yoksullardan, emekçilerden yana olmayan hiç bir insan Alevi olamaz olsa olsa Alevilik maskesi takarak Alevilerin beynini ve  o güzel insani düşüncelerini kirletmek isteyen biri olur. Tüm Alevilerin bu konuda dikkatli olmaları gerekir. Özellikle elektronik sayfa açan, kısacası tüm yeni medya alanında emek veren kardeşlerimizin kendi bu güzel emeklerinin ziyan olmasına izin vermemeleri gerekir...

   Ben de Alevi bir aileden gelen bir insan olarak diyorum: Eğer dünyada yoksul insanlar varsa, ezilen acı çeken bir insan varsa, dünyamızda insanlar savaş korkusuyla yaşıyorsa gece yatağımda rahat uyuyamam. İşte o ezilenlerin yanındadır benim yüreğim. Ben bu mazlum ve haklı insanların milliyetindenim ve onlar benim milliyetimdedir. Bu nedenle benim  Türk, Arap veya başka bir ırktan olmam gerekmiyor. İnsan olmam ve haklı insanların yanında olmam Alevi olmam için yeterlidir...

 

                                Münster, 29 Eylül 2002 

                                  

 

 

-------------------->  MAKALE  ANASAYFASINA DÖNÜŞ -------------------------------------->

 

 

 

 Email                                                               Email: MollaDemirel@gmx.de
                 

 Doğuşta hiç kimse bir inanca sahip değildir. İnançlar sonradan verilen etiketlerdir, 

 yeni deyimle kimliklerdir. Onları incelemeden, anlamadan bağlı kalmak körlüktür.

 Deutsch        Türkisch