|
Sayın
Johannes Rau
Almanya
Devlet Başkanı
Präsidialamt.
Speerweg 10.
D-10557
Berlin
Sayın
Devlet Başkanı Johannes Rau,
Ben
Solingen katliamının 10 yılında
ki anma töreninde yaptığınız konuşmayı
dinledim.
Konuşmanızı
aklı başında her insanın candan
destekleyeceğine inanıyorum.
İnsanın
ne güzel
ki
bu topraklarda
insan haklarını, hoşgörüyü, barışı
ve sevgiyi savunan Rau gibi bir Cumhur
başkanı
var. Bu ülke dünya insan haklarının ve sosyal
devlet olmanın merkezi olarak
gelişecektir
diyesi geliyor. Hele sizin kin öldürür sevgi yaşatır
cümlenizin gelecek
yüz
yıllardada
insanları sevgiye davet edecek, Yunusça
bir filozofun sözü olarak yaşayacak ve
sizi
örnek bir Cumhurbaşkanı olarak yaşatacaktır.
Hepimiz
biliyoruz ki Mölln, Rostock, Solingen olayları ne
ilkti ne de sonuncusu oldular. Ancak neyazık ki
Cumhurbaşkanı bulunduğunuz bu topraklarda
gelişmeler sizin o güzel konuşmanızın içeriğini kapsamıyor.
Gelecek günler hiçde
bizlere mutluluk ve barış taşıyacağa
benzemiyor. Sevgi, hoş gürü ve birlikte yaşam
ancak farklı miliyet, renk, kültür ve düşünceleri
kabullenerek
birlikte
yaşamaya hazır olmakla yaşar gelişir.
Ancak
Almanya ve Avrupa Birliği merkezlerinde uyum
politikası için hazırlanan projelere
baktığımızda
insanı insan olarak almayan, ırk ve inanç
temelinde bir çok şeyin zürüdüğüne
tanık
oluyoruz. Siz de biliyorsunuz, son yıllarda özellikle
2003 yılında göçmenlerin entegre
(uyum)
meslek ve eğitim olanakları kısıtlanmıştır.
Özellikle Türkiye kökenli göçmenler
ne
birlikte
yaşadığı yerli hakla, ne AB ülkelerinden
gelenlerle ne de daha yeni Doğu Blokundan
gelenlerle
aynı haklara sahipler. Aynı şekilde göçmenleri
kültür ve eğitim kurumlarının çalışma
alanları
daraltılıyor. Bu toplumla kaynaşmaya, meslek
alanında eğiten, farklı kültürleri
birbirine
yakınlaştıran
kuruluşlarının (Dernek ve Enstitülerin)
kaynaklarının da büyük bölümü
kesintiye
uğramıştır.
Var olan olanaklarda gene göçmenlerin söz sahibi olmadığı
sadece bazı Alman
Kuruluşlarının
kendi yıllık program ve projelerini süslemek için
kulandığı kurum ve gruplara
verilmektedir.
Elbette
burada 40 yıllı aşkındır yerli
Toplumla birlikte Almanyanın kalkınmasına
göçmenlerin
katkıda
bulunduğunu söylememize gerek yoktur. Ancak tüm
Bakanlıkların
işsizliğe karşı
meslek,
eğitim ve
kültürel projelerine bu alanlara ayrılan finanz
kaynaklarına baktığımızda
büyük
bir çelişkiyle karşı karşıya olduğumuzu
saptıyoruz. Bu alanların sizin o
sevgi ve insan
hakları
dolu güzel konuşmanızla hiç bağdaşmadığını
görüyoruz.
Gönül
isterki sizin gibi hümanist, demokrat ve sevgi dolu bir
Cumhurbaşkanın bulunduğu
ülkede
insanlar ırk, inanç temelinde muamele görmesin. En
basit bir örnek sadece Alman asıllı
ve
Hiristiyan oldukları için daha
yakın bir zamanda eski doğu bloku dediğimiz
Rusya, Polonya,
Kazakistan,
vs ülkelerde gelenler için
her Bakanlıkta
bir çok meslek,
eğitim kültür ve boş
zamanlarını
değerlendirme projeleri ve bu projelerin hayata geçirilmesi
için gerekli
finansal
kaynaklar
sağlanmıştır. Ancak Başta Türkiyeden
gelen göçmenler olmak üzere özellikle AB
dışında
gelen göçmenlerin toplamına
bu sözde
Alman Kökenli (Aussideler / Spätaussiedler)
dediğimiz
doğu dağılan doğu
bloku ülkelarindan
gelenlere verilen olanakların %30 bile veril.
memiştir..
Bu
devlet politikası ister istemez 40 yıldır bu
ülkede yaşayan, doğan büyüyen milyonlarca
insanı
rahatsız etmektedir. Farklı inanç, milliyet ve kültürlerden
geldikleri için bir dışlanma ve
haksızlığa
uğrama duygusuna taşımaktadır. Her gün
büyüyen işsizlik,
bir eğitim ve meslek
edinme
yeri bulmamam , yarınların belirsizliği bu
insanların ruhunda
tecrit edilme ve haksızlığa
uğramışlık
duygusunu geliştiriyor.
Bu durum yetkili resmi makamlara karşı ve
yerli topluma
karşı
sadece bir kırgınlık
yaratmakla kalmıyor. Özellikle milyonlarca gencin
huzursuzluğu
kırgınlığı
ister istemez yoksullaşma ile birlikte öfkeye dönüşüyor. Sevgiden uzaklaşıyorlar.
Bu
durum
toplumun çeşitli katmanları arasındaki
bağları koparıyor kini yaygınlaştırıyor...
Oysa
renkleri, kökenleri, inançları ne olursa olsun
başta burada yaşayan 2,5 Milyon Türkiyeli
kökenli
olmak üzere büyük çoğınluğu bu
topraklarda doğdu veya küçük kaştan bu ülkeye
gelerek
bu ülkenin kültür,
dil, ve normlarıyla yetiştiler. Buraya aitler. Bu
dışlanma onların ağırlıkta
bulunduğu
kurum ve kuruluşların kültür, meslek ve eğitim
olanaklarını ortadan kaldırmak onların
var
olan olanaklardan 4. veya 5. sıraya atmak bu ülke için
sadece yakışmayan bir haksızlıkla
kalmıyor.
Bu durum milyonları aşırı ırkçı
ve Fundamantalist güçlerin kuçağına itiyor. Böylece
toplum
ile çelişkileri, öfke ile kinleri de yuvarlanan bir
kar çığı gibi büyümektedir.
Bu
toplumsal gelişmenin hepimize gelecek yıllarda
mutluluk getirmeyeceğini göstermektedir.
Biliyorsunuz
ki milliyet, inanç, kültürel ve düşünce, farklılıkların
kabul görmediği yerlerde
demokrası
ve sevgi ölü doğmuş bir çocuk gibidir. Orada
demokrasi ile sevgi yerine kaos kin ve
toplumsal
çatışmalar gelişir...
Bence
siz sadece bir siyasetçi değilsiniz, bir hümanist,
bir sanat adamı ve toplum filzofusunuz.
Yetkili
mercileri bu çelişkili durumun ve bu haksızlığın
doğuracağı sonuçları konusunda uyara.
cağınıza
inanyorum...
Kin öldürür,
sevgi yaşatır! Lütfen,
toplumu bu söze layik hale gelmesinin ortamını
yaratmak
için
çabagösterelim. Bunun içinyetkili mercileri uyarmanızı
rica ediyorum.
Dostça
saygı dolu selamlarımı sunuyorum...
-------------------->
MAKALE ANASAYFASINA DÖNÜŞ
-------------------------------------->
|