Satrtsite / Anasayfa       Künstlerhaus           Sanatçılar Evi-Göynük
     Makaleler

    Biografie     Gedichte     Erzählungen        Artikel                    Bilder       

    Yaşam        Şiirler        Öyküler          Makele/deneme   Resim /Fotoğraflar 

 Deutsch        Türkisch      

 
 
          Konular  
   
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

            Biri kırka yaran düşünce...

 

    Açık Mektup    

                                                                                    Münster, 11.01.2008

                              

Sayın  

Almanya Cumhurbaşkanı Horst Koehler

Präsidialamt. Speerweg 10.

D-10557 Berlin  

 

 

Sayın Cumhurbaşkanı Horst Köhler,

Sayın Başbakan Bayan Dr. Angela Merkel,

Sayın Herr Kurt Beck,

Sayın Oskar Lafontaine,

Sayın Claudia Roth,

Sayın Guido Westerwelle,

 

„Kim özgürlüklerden verererk birşeyleri garantiye almak istiyorsa, sonunda ikisini de yetirmiş olur.“

                                                                                    Benjamin Franklin

 

Size bu yazımla, ne elli yılla yakın bir zamanda göçmenlerin bu ülkeye katkıların anlatacağım, istatsikler sunacağım, ne de Almanya’nın I. ve İkinci dünya şavaşında, hata daha önceki yüzyıllarda gelişen olayları ve tarih boyunca benim geldiğim ülke ile olan ortaklıklarını ve dostluklarını, anlaşmalarını hatırlatmaya çalışacağım.

Günümüzde bu ülkede gelişen olumsuzluklara dikkatinizi çekmek istiyorum. Ve bazı olumsuz gelişmeleri gözde geçirmenizi, mümkünse durdurmanızı rica edeceğim.

 

Alman Felsefecisi Kant söyle der: “Herkes kapısının önünü temizlerse, kent temiz olur.”

Ama şunu demedi „atıklarınızı komşu ve dostların tepesine dökün demedi.

 

Alman Teologu Weber şunları söyler: “Suçu kendisinden değil sürekli başkalarından arayanlar fırsat bulurlarsa Tanrı adına çevrelerini ateşe vermekten kendilerini alıkoymazlar.“

 

Anadolu’da bir güzel söz vardır. “Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Bunun  bilmeyenler atalarını bile işe yaramaz dize ateşte yakarlar“

 

Bütün bunları neden sizlere yazıyorum?

Ben tam  36 yıldır Almanya’da yaşıyorum. Buraya gelirken daha 23 yaşında bir gençtim. Çocuklarım Münster’de doğdular, Münster’de büyüdüler. Burada yüksek tahsillerini tamamladılar. Çocuklarıma daha kreşten itibaren çocuklarıyla birlikte olmalarına, çocuklarım onların okulda ve evde yardım etmelerine izin veren Münster’li güzel insanlara yazdığım yazılarda ve konuşmalarımda sık sık teşekkür ettim. Çocuklarım burada doğdu, büyüdüler Münsterliler. Onların başarısı çocuk kreşlerinden başlayarak ilk, lise ve yüksek okuldaki başarıları bence öğretmenlerin başarısıdır. Çünkü o güzel insanlar çocuklarıma kendilerini sevdirdiler. Her çocuk sevdiği insanın isteklerini severek yerine getirir, sevdiğini üzmemeye çalışır.

Çocukları eğiten kreş, ilk ve daha sonraki okullardaki eğitimcilerdir. Onların yetersizliğinden çocuğun başarısızlığını aramak gerek. Toplumun ve çevrenin çocuğu olumlu  veya olumsuz bir şekilde etkilemesi de elbette  göz ardı edilmez. Milliyet kökeni ne olursa olsun  bu topraklarda doğan, büyüyen çocuklar bu kreşlerde, bu okul dersliklerinde ve bu toplum içinde yetişiyorlar.

Her çocuk Kreşe başladığı günden itibaren artık anne ve babasından ziyade eğitimcilerini sözünü, beraber aynı sınıfı bölüşen yaşıtlarını ve dışarıda gördüklerini daha ciddiye alır, onları izler onlardan güçlü olana benzemeye çalışır. Ama dışlandığını, sevilmediğini aynı sınıfta bulunan arkadaşları arasında farklı olumsuz bir muameleye tabi tutulduğunu sezinleyenler, o andan itibaren, büyük bir ölçüde bu huysuz, saldırganlaşırlar veya tamamen içine kapanırlar.

Ne yazık ki bu olumsuzluklar son yıllarda Alman ve köken olarak Alman olmayan çocuklar arasında yaygın. Bu durum bize bu ülkede bir toplumsal sorunun var olduğunu ve her geçen günde derinleştiğini gösteriyor..

Bu toplumsal sorun bana ve çocuklarıma acı veriyor. Ben Türkiye’de doğdum ama ömrümün büyük kısmını bu ülkede yaşadım. Olayları aklın terazisine vuracak, olumluyu, olumsuzluktan ayırarak olgunlaşacağım dönem bu ülkeden geçti. Bilgim ve birikimimin büyük kısmını bu ülkeden, bu ülkenin güzel insanlarından aldım. Ayrıca çocuklarım burada doğdu, büyüdüler. Bu topraklardır onların asıl yurdu. Bu demektir ki çocuklarımın yurdu, benim de yurdumdur. Ama çocuklarımızın anne ve babalarının doğduğu ülkeye de gönülleriyle, duygularıyla bağlı olması insanidir. Olması gereken inansı bir durumdur.

Türkiye’de olacak her olumsuz olay elbette beni ve çocuklarımı üzer. Aynı şekilde Almanya’da da en ufak küçük olumsuz bir olay bizi aynı şekilde üzer. Olumlu bir gelişme bizi sevindirir. Yani yüreğimizin yarısı Almanya için çarpıyorsa, öbür yarısı da Türkiye için çarpar. Ben inanıyorum ki yıllardır burada yaşayan ve burada doğan büyüyen insanlar köken olarak Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz, Polonya, Rusya kısacası nereden gelirse, gelsin bizimle aynı duyguları paylaşıyorlardır. Türkiye’den gelmiş olsun veya başka ülkeden gelmiş olsun tüm insanların durumu inanıyorum, benimkine benzer duyguları yaşıyorlardır. Yüreklerinin bir parçası kökenlerinin geldiği ülkeye bağlıysa, öbür yarsı Almanya'ya bağlıdır.

Ancak Doğu Blok'un dağılması ile birlikte Özellikle Türkiye ve İslam Ülkelerinden gelenler başta olmak üzere tüm yabancılara karşı bir kampanya başlatıldı. Elbette ki ben kendisiyle barışık olmayanların başkalarıyla barışık olmayacaklarını biliyorum. Bunlar genellikle Psikolojik ve aşağılık kompleksi olan insanlardır. Bunlar bir araya geldiğinde ya ırkçı, veya aşırı Fondementalist inanç grupları içinde yer alırlar ve işi teröre kadar götürürler.

Ancak ülkeyi yönetenleri ve yönetmeyi muhalefet olarak bölüşenlerin onların teknesine su taşıması

ülkede sadece olumsuz olayları geliştirir. Bu özellikle ülkede kaos yaşanmasını ve yaratılmasını isteyen kesimlerin işini kolaylaştırır. Dünya;da bugün yaşanan bir çok ülke iç çatışmaları bundandır. Kaldı ki Almanya bunu 1935 - 1945 yıllarında yaşadı. Yönetici ve sermayenin küçük hesaplarla ırkçı ideolojinin görüşlerine olanak vermesi Almanya’nın felakete sürüklenmesine ve bölünmesine neden olduğunu elbette sizler benden daha iyi biliyorsunuz.

Ben bu ülkede yıldır bir edebiyat araştırmacısı ve bir Radyo yazıncısı olarak çalışıyorum. Hemen hemen her kentte gençlerin onlarca adam bıçaklamaktan, uyuşturucudan, hırsızlığa kadar çeşitli  olaylara karıştıklarını bilen, günü gününe takip eden bir insanım. Bu olumsuzluklara karışan çocuk ve gençlerin anne ve babalarının hangi ülkeden, hangi ırktan gelmiş olması aklı başında, iyi bir eğitim almış insan için önemli değildir.

Önemli olan olumsuz olaylara karışan ve çocuk ve gençlerin sayısının  her gün çoğalmasının asıl nedenlerini saptamaktır. Eğitim yetersizliğini, işsizliği yaratan ortamı ortadan kaldırmaktır. Boş zamanlarını gelecek için daha başarılı olmaya teşvik eden, sağlıklı  düşünmelerini sağlayan bir ortam yaratabilmektir.

Sadece bir kaç bin oy fazla alarak kariyer yapmak için bu topraklardan doğmuş, bu topraklardan büyümüş insanları kan bağı üzerinde ayırmak, ona göre suçlular kategorisine oturtmak, sadece farlı kan bağından gelen azınlığa yapılan kötülük değildir. Bu ülkeye ve bu topraklarda yaşayan tüm 80 milyon insana yapılan en büyük kötülüktür.

Başta Hassen Eyaletinde olmak üzere seçim Eyaletlerinde başta Türk ve İslam kökenliler olmak üzere tüm yabancılara karşı kampanya yürütülüyor. Bu 50 yıldır ülkenin kalkınmasında bulunan, dostça kardeşçe birlikte çalışan insanları birini öbürüne düşman ediyor. Bu kampanya ile sadece göçmenlerle, bir avuç yerli ırkçı bir birine kin ve nefret ile bakmakla kalmıyor, kalmazda. Tüm ülke halkı içinde kin ve nefret gün geçtikçe daha çok yaygınlaşıyor. Irkçılık tüm Almanya’da  bir kasırga gibi esiyor ve ülkede farklı sosyal görüşlere sahip ülkenin yarli halkı arasında da kin ve nefreti derinleştiriyor, yaygınlaştırıyor.

Bu ırkçı kampanyayı yürütenlerin halkların tarihte var olan dostluklarını bilmediklerini düşünsek bile, her yıl anne ve babalarından bir tarafı Alman olan on binlerce çocuk dünyaya geldiğini bilmiyorlar mı?

Kısacası ülke ikiye bölünüyor. Bir tarafta ülkedeki işsizlerden, yoksulardan yararlanmak isteyenlerin geliştirdiği ırkçı cephe var. Öbür yanda Almanlarla evli olmaktan doğanlar, göçmen kökenli olup ancak burada doğmuş, büyümüşler ve bu kesimin dostları, akrabaları, insanı insan olarak gören, aklıca düşünen Almanların yer aldığı kesim var.

Bu ırkçılıktan medet umanların yaratacağı kaosun sonucunda ortaya çıkacak, hatta başlamış olan ve gün gittikçe yaygınlaşacak olan çatışmalarla bu ülkenin nasıl bir duruma geleceğini lütfen bir düşünün. Siz yoğun işlerin içinde olduğunuzdan dolayı belki işçi, küçük esnaf, meslek erbabı içine giremiyorsunuzdur. Onlarla yaşamadığınız için sanırım bu gelişen olumsuzlukları, toplumun kapısını çalan tehlikeyi tam olarak algılamıyorsunuz.. Bu ırkçı gelişme ile bu topraklarda yaşayan, yerli ve yabancıların, tüm ülkenin sadece ortak çıkarlarını dünyada zedelemekle kalmıyorlar,  çatışmaların içine çekiyorlar,  ülkeyi bir iç kaosa hızla yaklaştırıyorlar.

Bir ülkenin gençliğine Etnik köken ayrımı yapmaksızın gelecek vaat eden projeler yaratmak gerekir. Geleceğe umutla bakan, sosyal olanakları olan hiç bir insan, hiç bir genç ne şiddette başvurur, ne de uyuşturucu, Alkol, hırsızlık gibi olumsuz, sağlığını bozacak şeylere el sürer.

Kısacası  siyasi partilerin gençleri olumsuz olayların içine çeken nedenleri saptayarak, bu olumsuzlukları ortadan kaldıracak projelerle insanlara gitmesi gerekirken, tersini yapıyorlar.

Bir ülkenin huzurunu sağlayan ve sürekli yükselmeye götüren yol  sadece ve sadece sevgi, dostluk, hoşgörü, eşitliktir.  Bu ülkede küçük yaşta itibaren çok dilli, çok kültürlü insanın yetişmesi bu ülkenin gelecekte dünya ülkeleri içinde sadece siyasi ve kültürel olarak değil, dünyadaki gelişen ekonomide de en iyi payı almasının olanaklarını yaratır. Ama ırkçılık oraya varacak yolu, kapıları bu ülkenin bu toplumun üstüne kapatır.

Sizden bu konunun üzerine eğilmenizi, beli kişilerin politik kariyer yapmak için toplumsal huzursuzluk yaratma çabalarını engellemenizi, bu ülkede, bu topraklar üzerinde yaşayan tüm insanların eşitçe, kardeşçe huzur içinde yaşaması için gereken önlemi almanızı rica ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum

 

 

 

11.01.2008

Molla Demirel

Medya Pedagogo ve Yazar-Şair)

 

     

 

 

-------------------->  MAKALE  ANASAYFASINA DÖNÜŞ -------------------------------------->

 

 

  

 

                                                                             E-mail: MollaDemirel@Gmx.de

                        Makaleler

        

 Deutsch        Türkisch