|
Bugün
Türkiyenin soyunduğu savaş gerçekten bir Anti
Emperyalist çıkış mıdır?
Hepimiz biliyoruz ki Emperyalizm
dünya pazarlarını eline almak ve onu her
alanda yönlendirmeyi planlayan büyük tekellerin
sistemidir. Başta Engels, Marks, Lenin olmak üzere yüzlerce
kapitalizmi iyi analize eden ekonomistler öz olarak söyle
tanımlarlar:
Silah
sanayi tüm Sermaye
tekellerini denetim ve yönlendirme konseptleri içine aldıktan
sonra özellikle gelişmekte olan ve henüz gelişmemiş
olan ülke halkları içindeki çelişkileri derinleştirerek,
yerel savaşlar yaratarak bu
ülkelerin yer altı ve yer üstü kaynaklarını
sömürürler.
Bunu yapmak için
her zaman bir ülkenin topraklarını savaşla
ilhak etmezler. Kendilerine bağlamak istedikleri ülkelerde
yerli işbirlikçileri yaratırlar. Özellikle
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren
bu güdümüne aldıkları veya almak istedikleri ülkelerde
Kendilerine bağımlı silah tüccarları,
siyasi erk yaratırlar.
Bu ülkelerin özellikle
silahlı güçlerini
donatımı ile her alanda kendilerine bağlarlar.
Onlar vasıtasıyla ülkedeki olayları yönlendirirler.
Bu gelişmekte
olan ülkelerde Kaos, Kargaşa, ve savaş sadece
emperyalistlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin
çıkarınadır. Herhalde Türkiye'nin eski Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı
Cevdet Sunay boşuna demedi
"Ordusunun ayağındaki potinden tutun
elindeki düdüğe kadar Amerikaya bağlı
olan bir ülkenin onun istemlerini ret etme gücü ne
kadar olur?"
Bu söz bize emperyalizmi ve bugün olan olayları kanıtlamaya
yetmez mi?..
Türkiyede
olan olayların ortaya çıktığı
ortama bakın.
1- Amerika;da
Irak, Afganistanı işgal eden Busch yönetiminin
başarısızlıklarına karşı
başkaldırı var. Latin Amerika ülkelerinde
Kübanın siyasi çizgisini destekleyen
kesimler iktidara geliyor veya güçlü muhalefet
durumundalar.
2- Iran Rusya
Hindistan ve Çin, Amerikanın karşısında
yeni bir birlik oluşturma
yolundalar.
3- Amerika
silah satımı son 5 yılda üretim %170 artmışken
satışı geçen yılla oranla %35 azalmış.
4- Amerika
Busch Yönetimi Irak petrol gelirinden %60 savaş
tazimatı olarak istiyor. Buna Irak Kürdistan Yönetimi
ve Irakın Kürt Cumhurbaşkanı Talabani hayır
diyor ve sadece
%10 da ısrar ediyor. Ayrıca Amerikanın
artık Irakı terk etmesini istiyor.
5- Filistin -İsrail
savaşında başta Türkiye halkı olmak üzere
tüm Orta doğu ve tüm İslam
ile Arap Halkları rahatsız. Artık bu işin
bitimini istiyor.
Daha onlarca
neden var. işte Amerika burada bir taşla beş
kuş vurmak istiyor. Nasıl?
1- Türkiye
ordusunu Irak'a sokarak Irak ve Irak Kürt Yönetiminden
istediği kadar savaş tazimatı alacak.
2. Bu savaş
nedeniyle tüm Ortadoğu ülkeleri, hatta Balkan ülkeleri
hızla yeniden ordularını modern silahlarla
donatmak için ülke gelirlerini silaha yatıracaklar. Böylece
Amerika yeterince silah satarak iç politikasını
ve silah tekellerini rahatlatacak.
3- Rusya'ya
bir mesaj vermiş oluyor, "sen Iran ve
Hindistanla bir yeni Pakt oluşturarak benim Ortadoğuda
elde ettiğim mevzileri zedeleyemezsin. Türkiyeyi doğuda,
batıda, AB- özellikle Fransa ve Almanyayı yanıma
alarak
Rusyaya da
gireriz. Bu dönem 1. Paylaşım savaşı dönemine
benzemez" demek istiyor.
4-
Amerikaya karşı Türkiyede büyüyen öfkeyi,
bu olaylarla Türk ordusunu haklı gösterecek demeçler
vererek Türkiye'nin Filistinlileri, Afganlıları
destekleme işinden vaaz geçirme ortamı yaratacak,
öfkelerini yatıştırmış olacak.
5- Türkiyede
Kürt ve diğer azınlıklarla, Türk yönetimleri
arasında öfke ve kini yaygınlaştırarak
gelecek 50 yıl daha Türkiyeyi iç olaylarla uğraştırarak
gelişmesini engellemiş olabilecek, böylece
kendisine bağlı kılmak ve ayni zamanda,
Kıbrıs, Ermeni ve benzer sorunları
ABDnin çıkarları
doğrultusunda kabullendirmek veya planlama ortamı
hazırlamış olacak. Elbet bütün sorun
Emperyalist güçlerin yörüngesinde kalmaktan kaynaklanıyor.
Türkiyede
bu gün bir çırpıda 40 dil ve kültür
sayabiliyoruz. Avrupa Birliği Ülkeleri kendilerine çok
kültürlü diyorlar. Ne zamandan beri çok kültürlü
oldular. 1960 sonrası ucuz iç gücünün bu ülkelere
gelmesiyle. Oysa Türkiyede binlerce yıldır
basta Kürt, Türk,Laz, Arap, Acem, Ermeni, Gürcü, Abaza,
Arnavut, Rum, Yahudi, Süryani kısacası 40 tan
fazla milliye, kültür ve dil birlikte yaşıyor. Türkiye
Dünya kültürlerinin ve dillerinin merkezidir ve Dünya
dil ve kültürlerin Başkenti
olarak da ilan edilmelidir. Bu diller ve kültürler kardeşçe
aynı ölçüde desteklense, beslense, eşit haklara
sahip olsa kime ne zararı olur? Hiç kimseye. Ama tüm
Türkiye ve dünya
halklarına büyük kazanç sağlar, Bu çok
dillilik ve çok kültürlülük akıllıca geliştirilirse
bu gün var olan Turizm
bin kat daha artar, Dünya bilim adamları
uzmanları Türkiyeye akar.
Tarihi eserlerimiz yurt dışına kaçmaz,
tersine dünyada var olan eserler asil ana yurdu olan
Anadoluya taşınır.
Şu soruyu hiç kendinize sordunuz mu?
Avrupa Birliği, Asya Birliği, Amerika Birleşik
Devletleri ve daha yeni yeni birlikler kurulmak istenirken
Kürtler ne diye binlerce yıldır birlikte yasadığı,
Türk, Arap, Acem ve diğer milliyet, kültür ve
dillerden ayrılmak istesin?
Hapsi akraba, Türkiyede kim ne kadar Türk, Kürt,
Ermeni, Laz, Arap veya başka bir ırktan veya kültürden
nasıl ispatlayacağız?
Binlerce yıldır iç içe evlilikler olmuş,
akrabalıklar nesilden nesille geçmiş, çok
milliyetli, çok kültürlü bir toplum, bir Türkiye halkı
oluşmuş.
Ancak yoksul olan aile çocuklarını biri bir
ekmek için veya bir gömlek parası için bir birine dövdüre
biliyor.
Bütün bunları niye yazdım? Emperyalizme karşı,
kardeşin kardeşi öldürmesi ile, değil,
Kardeşin orduyla kardeşin köyünü, mahlesini
basarak, bombardımana tutarak taş üstünde taş
bırakmaması ile mücadele olmaz. Kardeşlerin
omuz omuza vererek, eşitçe, kardeşçe mal ve mülklerini
kullanacaklar, üretimlerini artıracaklar, refaha doğru
yol alacaklar. Bütün işleri birlikte eşitçe
kardeşçe kararlaştıracaklar.
Dışardan gelen sömürmek isteyen, gelişmemizi
engellemek isteyene karşıda tıpkı 1.
Paylaşım savaşında olduğu gibi omuz
omuza durarak , karşı konulması gerek. Bakın
ben 35 yıldır Almanyada yaşıyorum. Lüxemburg,
Avusturya, İsviçre, Belçika ülkelerinde kiminde üçer dil ve kiminde dört dil bir arda Resmi dil olarak yaşıyor.
Ben ilk Avrupaya geldiğimde inanmamıştım.
Ama bu 35 yılda ben hiç birinin, öbürüyle bir
sorunu olduğunu bir tek gazetede bile okumadım.
Gidip geldim bu ülkelere, oralarda Almanca . Türkçe
Şiir okudum, Edebiyat ve Göçmenlerin Uyumu (Entegre)
konusunda konferanslara konuşmacı olarak katıldım.
Kimse beni bu ülkelerde ben Almanca ve Türkçe konuşma
yapıyorum diye ne azarladı, ne de saygısızca
bir davranışta bulundular.
Oysa Türkiyede
Kürtlerin, Türklerin ve diğer etnik grupların
kaynaşması için sosyal çalışma
yapanlar zorunlu Kürtçe veya başka bir azınlık
dilinde konuştuklarında
karakollarda, mahkemelerde, ceza evlerinde nasıl
süründürüldüğünü artık dünyada bilmeyen
yok.
Unutmadık bugün Irak topraklarına girmesini
isteyenlerin hepsinin, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan,
Yusuf Aslan Sinan Cemgil ve arkadaşları, Mahir
Cayan, Hüseyin Cevahir ve Arkadaşları, İbrahim
Kalpakkaya, Ali Haydar ve arkadaşları Amerikanın
altıncı filosuna hayır dedikleri zaman,
Amerikanın istemiyle Kırıkkale Silah
Fabrikası, Malatya Eraç Hava İkmal Merkezi Radyo
Telsiz Televizyon üretim merkezini ve Çırak Okulları,
Devlet demir yolları Lokomotif
Parçaları üretimi ve Beş işletme Çırak
okulların kapatılması, Kayseri Uçak Üretim
İsletmesinin kapatılmasını ve
Türkiyede haşhaş ekimine kısıtlama
getirilmesini IMF yoluyla istediğinde Ayni Yurt Sever
Devrimci gençlik önderleri
ve hatta biraz daha ılımlı protesto
eden İsçi Partisinin önderleri olan Behice Borana,
Türkiye öğretmenler sendikasının önderi
Fakir Baykurt ve Arkadaşları
Amerikanın Türkiye'nin iç işlerine
karışmasına hayır! mitinglerine saldırmakla
kalmadılar. Onların idamlarını
istiyorlardı.. Onalar Amerikanın çıkarlarını
koruyarak adını
verdiğim gençlik önderlerin katliamını sağladılar.
Behice Boran hanım sürgünde öldü. Fakir Baykurt ve
Arkadaşları Kaysercideki TÖS Kongresinde ölümde
kıl payı kurtuldular. Orada hepsini yakmaya kalkıştılar.
Ama ayni güçler Sivasta yurtsever Sanatçı
ve aydınları ateşe verdiler, 37 insanımız
yanarak öldü
Deniz, Yusuf, Hüseyin, Cihan, Sinan Mahir, İbrahim
ve arkadaşları son nefeslerini verirken Yaşasın
Türkiyenin bağımsızlığı,
yaşasın Türk ve Kürt halkların kardeşliği!
diye bağırdılar. O gün bu yiğit yurtseverlerin ölümünü hazırlayanlar,
Amerikanın Türkiye , Ortadoğu ve Balkanlardaki
sömürüsüne hizmet edenler, bugün sözde ABDye karşı
gibi görünerek ama
gerçekte ABDye hizmet ediyorlar. Nasıl mi? Görünen
köye kılavuz ister mi?
Kürt, Arap ve diğer Ortadoğu halklar arasında
savaş yaratmak yoluyla, kin ve nefret yaygınlaştırmak
yoluyla dün hizmet ettikleri Emperyalist güçlere bugün
başka bir maske takarak işlevlerini sürdürüyorlar...
Gerçek yurtseverler, gerçek anti emperyalistler, ne
bahasına olursa olsun halkların, birliğini, eşitliğini,
sevgiyi ve hoş görüyü savunur.
Kardeşler arasında yaygınlaşacak kin
ve nefretin, akacak kanın sadece saddece, Silah
Tekellerine, yani emperyalistlere
hizmet olduğunu bilirler. Yurt severlerin görevi
kardeşler arasında savaş değil, silahlı
çatışma değil diyalog, barış ve
sevgi istemektir. Irkçılığı ret
etmektir..
31.Ekim.2007
Makaleler
Listesine dönüş ------------>
|