Startseite  / Anasayfa        Kunsthaus-Göynük      Sanatçılar Evi  
                  Makaleler

  Biografie     Gedichte     Erzählungen        Artikel                    Bilder       

    Yaşam        Şiirler        Öyküler          Makele/deneme   Resim /Fotoğraflar   

 Deutsch        Türkisch      

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Pravakasyon ve Bayrak Ticareti

 Mersindeki Nevruz kutlamalarında Türkiye  Bayrağı’nı  nerede çıktığı belli olmayan iki gencin yakmaya çalıştığı savı büyük yankılara neden oldu. ‘ Neden 21 Mart Nevruz’ a özellikle Kürt kökenli vatandaşlar  bunu Kürt önderi Kawa'nın Zalim Dehak Sultanlığana baş kaldırış günü olarak alıyor ve binlerce yıldır geleneksel olarak kutluyor. Gene bu günü  Türkiye vatandaşı olan 20 Milyon civarında ki  Alevi inancından olanlar Hz. Ali’nin doğum günü olarak alıyor ve kutluyorlar. Bu nedenle Kürt ve Aleviler bir araya geldiğinde Türkiye’nin Nüfusunu yarısından fazla bir çoğunluğu oluşturduğu söyleniyor.   Kürt ve Alevilerin birlik oluşturmasında ülkede  Cümhuriyet öncesi ve sonrası hakimeyiti elinde tutan güçlerin oldukça rahatsız oldukları sık sık tartışmalarda dile getiriliyor.

Elbetteki bu azınlık ve çoğunluk meselesi başka bir yazının konusu ancak Alevi ve Kürt aydınları  Bayrak yakma olayında bir pravakasiyonun olduğu inancındalar. Olaylar irdelendiğinde bu düşünce oldukça sağlıklı temellere oturuyor. Bu tezgahlanan olayda Türkiye'yi Iraka benzetmek isteyenlerin parmağı yoksa, akla derin devletin Kürt ve Alevi kökenlileri ezmek  isteyişi gelir. Ancak bu  pek inandırıcı değil.  Özle iseb, bu olayı  Türk ordusu içinde  yetişmiş Kürt kökenli Subayların örgütlü bir gücü mü yapmış ? Elbetet hayır. Peki Bunu bugün Mecliste bulunan  100 civarındaki Kürt ve Alevi kökenli Millet vekilleri mi bir araya gelip Türkiye Cumhuriyeti’nin semboli olan bayrağı yakmaya  mı çalışmışlar?  Hemen tövbe, tövbe diyebiliriz. Ya bunu bu gün Türkiye’yi  Birleşmiş Milletler içinde temsil eden  T.C. Millet Meclisinin eski başkanı Kürt Kökenli Hikmet Çetin mi yapmış ?  Bu ne biçim soru Hikmet bey ve  onun çevrsinde ki Kürt ve Alevi kökenli insanlar için bu tür soruları dile getirmek bile  ayıp oluyor…

Bu sorulara kendi kendisine soran her aklı basındaki insanın varacağı yer  Bayrak olayı  aşırı  Türk ırkçılığı maskesi giyinmiş  Bayrak (textil) ve silah ticareti  hata  spor alanlarında  organize eden ticaret erbablarından bazılarının  hazırladığı bir pravakasyondur.. Kürt ile Türk ve Alevi ile Suniler arasındaki farklılıkları çatışmalara çevirerek ve  derinleştirerek, hiç değilse bir anda  alevlendirerek  kısadan  büyük paralar kazanmak amaçlanmıştır. Görünen o ki bu ticari oyunda başarılı da olmuşlar. İstenirse bir araştırma yapılarak 21 Mar 2005 gününnden bu yanı kaç yüz bin bayrak satılmış?

O günden beri olan gazeteler bir göz atarasak olay dahada gün ışığına çıkıyor. Hani Türkiye’nin en Liberal gazetesi olarak biilinen  Milliyet Gazetesi’nin  24 Mart günkü sayısının  arka Kapak sayfasında koca harflarla şu başlık atılmış. “ Bayrağını al da gel! Bu maç gaflet, delalet ve ihanetin ellerinde yere atılan, Türk Bayrağının Maçı…” Bu başlık  bile bir spor takımı veya Kulübü para kazanmak için  bayrağı kulanıyor. Ticaretine, çıkarına  alet ediniyor. Aynı toprakların çocukları olan Türk ve Kürtleri, Alevi ve Sunileri karşı karşıya getirmeyi amaçlıyor.

  Ayrıca  burada bir taşla iki kuş vurulmak isteniyor sanki.  Belkide burada “gaflet, delalet ve Ihanetınin ellernde yere atılan …“ sözle  dolaylı da olsa mevcut hükümete bir eleştiridir.

Herkes Bayrak konosunu  eline diline  doladi. Yazmamadan edemdik. Ben  son 60 yilin  gazete derlemelerine şöyle bir göz gezdirdim..  Nedense hep önce  bır Bayrak indirme, veya bayrak yırtma, yakma olayı olmuşsa peşinde  birden bire bayrak zenginleri ortaya çıkmış. Ardından.  önce   sahalarad top oynuyanları Bayrakla izleme tesvik edilmis sonra  bir yetkılının söylev veya yazılı emrı ile  her is yerine  bayrak asmasi buyrulmus. Sonra yürüyüşler, mitinglere toplantılar hep Bayraklarla  yapılmış. Bununla kalınmamıs  Arabaların  Motor Kapaklarına  arka  kapılaraına Bayrak resmı işletilmiş veya asılmıs.

  Kimse çıkıp „yahu bizim bu kadar kutsal saydığımız bayrağı  arabanını kapağına asıyor  yerdeki tüm çamur, pislik üstüne sıçrıyor. Araba eskiyor, çarpılıypr, bozuluyor bayrakda o kaportayla  birlikte çöplüğe atılıyor veya eski demirlerle yakılarak eritiliyor“ demiyor. Adam  kahve, Lokal adı altında  komar oynatıyor, Mahleliden tutun  bürükratlara kadar insan gidiyor buralara. Kimse çıkıp „bu pis işlerin sürdüğü bu yerlerde bayrağın işi nedir“ demiyor. Aynı şekilde  bir çok yerde otel, pansiyon  adı altında   işletilen bazı işletmelerde kentlerin kenar Mahlelerinden, kasaba ve köylerrden yoksul  aile kız çocuklarını büyük vaatlerle  kandırıyorlar, kaçırıp getirip  buralarda pazarlıyor orada   Lobilere sılı bayrak için „Bu ülkemizin, tüm Halkımızın bağımsızlık ve devlet olarak var olmanın sembolidir, onurudur, burada ne işi var“ demiyor. Çünkü buralara bayrak satlıyor, buralarda el altında silah, uyuşturucu ve kadın satıldığı söyleniyor.

Eğer öyle değilse neden bir kaç yıldan bir bu bayrak yırtma, yakma veya indirme işi gündeme geliyor. Eğer her hangi bir toplantıda, bir yürüyüşte bir  geleneksel günü kutlamada kendini bilinmeyen  serseri veya  kimse bayrak yırtmak ve yakmaya kalkışırsa, orada devletin güvenlik görevleri vardır. Alır suçlu onsurları sesiz sedasız onları yargı organına  teslim eder.  Devletin ülkenin medyasının, aydının, sanatçının, yurtseverinin, kısacası aklı başında olan insanların ve oturmuş kurumların görevi  toplumun arasında kin ve nefret yaratacak olayları alevlendirmeden söndürmektir. Nasıl itfayecinin görevi  gittiği yangını her tarafa yayılmasını engellemkse, aklı başında insanın görevide  halklar arasında kin ve nefreti söndürmektır. Onun yerine kardeslik, sevgi ve dostluk fıdanlarını çoğaltarak yaygınlaştırmaktır. Türkiye’nin uluşmasında sadece Türk ırkında olanlar  savaşmadı. O savaşta Kürtler, Lazlar, Araplar kısacası bugün bu topraklarda yaşıyan tüm ırklardaki Türkiye halkı birlikte  omuz ımıza savaşarak yeni genç yüzünü bilime ve aydınlığa çevrilmiş bir devlet kurdular. O bayrak Türkiye’nin semboliyse  Bu Türkiye de  hepimizindir. Eğer Türkiyeden gidecek birileri varsa  onlarda geçmişte de, bugünde emperyalistlerle işbirliği yapanlar ile  Mosolinin Italya da  ve Hitlerin Almanya’da  yapmak istediği tek bir ırk tek bir beyin tipi yaratmak  isteyenlerdir.  Zaten bu Faşo ırkçılarla Bayrak pravakosyonu organıze edenler ile Bayrak ticaretil yoluyla kısadan zengin olmak isteyenlerin ortak olduğu anlaşılmıyor mu?

 

 24 Mart 2005

 

-------------->  MAKALE  ANASAYFASINA DÖNÜŞ -------------------------------------->

Halkların dostluğuna ve barışa hizmet etmeyen hiç bir yazı türü ve sanatsal çalışmanını tarihsel kalıcılıgı ve değeri olmaz. Saman alevi kadar kalıcılığı olur.    

 Molla Demirel         

 

 

 Email                                                               Email-Mail: MollaDemirel@gmx.de
                          Makaleler

        

 Deutsch        Türkisch