Molla Demirel
Osman Polat
Osman Polat Sant Felsefesının
Toplum üzerindeki etkilerini
Alman sanatçılarına ve sanat severlere
anlatırken Duvardaki
Resimler Osman Polat ın
Erwitte- Horn Almanya Sergisinden
Sen
Ölemezsin, Yapma Be Osman
Çağımızın sayılır
resamlarından Ismail
Çobanın Sanat Filozofu olarak adlandırdığı
Osman Polatı ben 1986 yılında tanıdım.
Onu kendisine sanat danaışmanlığı yapan Resam
Nevin Boragan mMasamıya çağırdı.
Bir Temmuz günü Anatalya
Sanat Bahçesinde oturduk,
yıllardır birbirini tanıyan iki
arkadaş gibi sanatın
dünyadaki vardığı
yer ve sanatın,
felsefenın insan beynini
nasıl etkilediği konusunda konuştuk.
Konuşmamızın sonunda sen bu görüşlerini kitaplaştırsan işimize
çok yarar sözüme merak etme dostum, o günde
gelecek, biraz daha derleneip toparlanmam gerek.
Beynimde Sanat
Felsefesi bir resim tablosuna dönüştüğü gün,
oturur kitaplaşması
için işe başlarım. Kendimi olgunlaşmış
olarak bu konuda görürsem kitap haline getirmem
bir görev olur. Olgunlaşmadan
koparılıp
sepete konulan meyvaya az yanaşan olur, yanaşsada
ısırdıktan sonra fırlatır atar
çöpsepetine
Onun bu görüşü beni daha çok etkilemişti.
Sonra o daha yeni yazdığı
Estetik Oluşumun Felsefesı ile
Sanatta Karmaşıklık ve İmge
başlıklı iki yazı çıkaıp
verdi bana. Daktilo ile yazılmış. Elbette
daktiloden çıkan
kopyalardı. O zaman daha
Avrupada da Bilgisayar her eve girmemişti.
Sadece büyük firmalarda
vardı. Heriki
yazıda Sanat ve Felsefe adlı seçki çalışmalarımda
yer aldı. O günden sonra hep ben Antalyaye gittikçe
buluştuk. Kendiside sık sık beni arıyarak
telefonlaştık. Çalışma stilini
hep izledim. Doğal bitkilerden nasıl doğal
boyalar üreterek resim
çalışmalarında kullandığını
hayretle. merakla hep izlemeye çalıştım.
Osman
Polatla 2004 yılında Almanyadan davet ettiği
14 sanatçı ile birlikte sayın Ahmet Tüzün ve desteğiyle bir resim sergisi
düzenledik. Daha sonra o sergiyi Kemer Göynük
Belediyesine, oradan da Almanyanın ve Avrupanın
çeşitli kentlerine taşıdık. Onun çalışmalarını
gören tanıyan her sanatçı
onun hemen geniş sanatsal kültürü
disiplinli çalışması
ve kendi sinde dediği Soyutun Resmini
yeniden yapma çalışmasında
oluşturduğu yeni teknik ve sitille hayranlıklarını
gizlemeden biri öbürüne aktarmaya başladı.
Onlarca sanat adamı onunla ortak sergi yapmak için sıraya
girmişken acı haber duyduk. Oyasa daha 8 Martta
Kuzey Westfalya Eyaleti Meclis Binasında 14
Sanatçı ile açılan
sergide resam ve sanat
araştırmacıları onu tanımak
istiyorlardı. Ben onun bu
Mayıs azında Kölndeki sergiye mutlaka
geleceğini orada buluşmayı öneriyordum.
Osman Polat, günlük yaşamda olduğu gibi
sanatta ve onun felsefesine yaklaşırken
hep yaşama
aykırı olmayacak aydınlığa yönelen,
yenilere kapı
açamayı ve ışık tutmayı
hedefleyen bir çalışmayı temel almayı
yeğledi. Yaşanan gerçeği göz ardı
etmezken onuda irdelemeyi onun ortaya çıktığı
koşulları ve hangi yönlere doğru akabileceğini
ancak asıl
çağa yakışan yörüngesinin
nereye doğru olması gerektiğini
araştırırken kendiside belki
ne kadar geniş ve derin bir düşünce
felsefesinin yolunu açtığının farkında
değildi. O soyuttan gerçeğe, gerçekten soyuta
giden yoldan sanata bir üçüncü boyut kazandırdığını
biliyor muydu ?
Eğer onun Sanat ve Estetik üzerine notlar ve Sanat ve Resim
üzerine Denemelerini topladığı
Benceadlı eser okunur
ve resim
çalışmaları
incelenirse o
daha iyi anlaşılacaktır.
Olaylara şüpeci, eleştirici yaklaşımında nasıl soyut
görünümlü ama sonsuzluğa
açılan bir kapı olduğunu
bununda sanatta
yeni çığırları açılması için
gerekli olduğu analaşılacaktır.
O çalışmalarında
var olanları bölük pörçük kopyalayarak
bir araya getirmeyi yeğlemedi. Elde olan
malzemeyle oyun kurarak para kazanmaya
yönelmedi. Yüz yıllardır halk arasında
yaşayan anacak el atılmamış alanlara
yöneldi, onları alarak çağdaş
bilim ve tekniğin ışığnda yoğurdu.
Böylece yoğun geniş bir perspektif edinmeye çalıştı,
ve hiç bir zaman bu
iyi oldu görüşüne kendini kaptırmadı.
Başka bir söylemle var olan bilgi ve
birikimleri yaşama
değer olan herşeyi düşünce boyutuyla ele
almayı ve onu yeniden
irdeleyerek, yeniden düzenleyerek
soyutun içinde gerçeği aradı. Bu
doğayala ( yer, gök ve deniz)
insan rasındaki
ilişkileri, yaklaşımları çizgi
renk ve imge yorumlarıyla
biçimlendirmeyi kendi
sanatsal çalışmasının temel kuramı
olarak aldı. Bu şu ana kadar var olan soyut çalışmalardan
farklı olarak ilişki ve çelişkilerin
yeniden birinin
öbürüne dinamik kazandırması
ve gerçeğe imge ve renklerin yeni bir
yorumuyla yaratılmasına kaynaklık etti.
Soyut resim çalışmalarına derinliği
olan bir üçüncü boyut kazandırdı.
Zaten
Osaman Polatın şu sözleri hem felesefeye
hemde resim sanatına bakışını
ortaya koymuyor mu? Bir düşünce ve sanat ürünün
yaşamsal gerçekliliği ürünün ortaya çıkmasına
kaynaklık eden tarihsel, bilimsel, toplumsal bilişin
negatif ve pozitif yönlerinin işlerliğidir....
Gerçeğin bilgisine ulaşmak,
somut gerçeklerden, soyut bilgiler alanına geçmekle
olur. Gerçekliğin bilgisini
somut biçimlerde kurgulamak ve iletişim ağı
ile taşımak ve yansıtmak gerekir. Bu basit
bir işlem değildir. Gerçekleri insanlara
belirgin, daha anlaşılır biçimiyle göstermek
gerekir. İlgilerini değişik form ve
imgelere çekerek özel durumların açıklandığı
yeni içerik ve biçimler yaratarak yapılmalıdır.
Örgütlenen gözle görülür, elle tutulur yaratıları
öne çıkararak duru ve sağlıklı bir
biçimde algılanması gerçekleştirilir. Böylesi
düşünce ve sanat ürünleri bizim gerçeklikler
alanında kaçırdıklarımızı
bize getirebilkir... diyordu. Böylece
yaşanan dünyada gerçekliğin estetik
yansıtılmasının gerçek anlamda
sanatsal yaratma eylemi olduğunu bunu çağdaş
bir topluma hizmat etmeye, onun dünya görüşünü, bilgisini genişletmeye ve güzel
olana heveslenmasıni
yaratacağını
vurgulamış oluyor.
Ne yazık ki bu
konuyu Osman Polatın
bizi bırakıp sonsuzluğa, çekildiği
yani hakka yürüdüğü bir günde yazıyoruz,
konuşuyoruz.
Ama er geç Sanat
Felsefesi alanındaki yazın çalışmaları ve özellikle
resim sanatıda Soyut stile getirdiği
üçüncü boyut görüntüsünde ki derinlik
bu ve gelecek yüz yıllarda
tartışılacak, konuşulacak, böylece
o hem sanatın içinde sanat severlerle birlikte
olacakç Onun için ben diyorum
ben Sen ölemezsin Yapma be Osman diyorum.
Elbette daha çok yapacak işleri vardı. Bizler
ve gelecek nesiller için planladığı
güzel işleri, projeleri vardı
Oysa Osman Polat bir resam olarak, bir Sanat
Filozofu olarak bugün
konuşmalarımızı yazılarımızı
değerlendirmeliydi. Bizi böyle ereken bırakıp
gitmemeliydi. Ne yapalım Felek
hep kötüleri kayırır.Bizden gene bir güzel
insani avladı.
Topragı bol olsun. Halktan,
güzellikten, çağdaşlıktan yana
olan sanat adamlarına ve sanat severlere, Osman Polatın
eşi ve çocuklarına, öğrencilerine,
atölyesini yöneten dostlarına sabır dilemekten
başka ne
yapabiliriz.
Y A K I N L A R I M I Z
Bir bir gidiyor yakınlarımız
"Hoşça
kalın
Gene görüşmek üzere" demeden
Tek söz söylemeden gidiyorlar
Son bir kez
sevgiyle
Çevrelerine bakarak gidiyorlar
Belki biz hiç beklemiyoruz
Öyle korkunç bir saatin çalışını
Belki karşımızda
o saat
Adım adım hazırlanıyor
zilini çalmaya
Ayırdında değiliz o akışın
Beklenmedik o anın sesiyle
Fırtına kopuyor yüreklerimizde
Koşuyoruz gidenin peşinde
Yüklenmiş göç durmaz
Çırpınışlar gecikmiş bir
çaba
Çığlıklarımız
yetmiyor
Gidenleri durdurmaya
Sessiz sütunlar gibi
Bu son yolculukta yakınlarımız
Içimize akıttığımız göz
yaşlarıyla
Bırakıyorlar bizi öyle
Önüne geçilemez bu acının
Bir bir gidiyor yakınlarımız