|
Acıyı Çocuklar Çeker
...YAŞAM
BOYUNCA YAKAYI BIRAKMAYAN İZ
Yıllardır
bir yazar olarak, bir radyo yayın pedegogu olarak
insanların bir çok sorunlarıyla
iç içe yaşıyorum. Hani günlük konuşmalarda
özellikle politikacılar, varlıklı kesimler
çocuklar ve gençlik bizim geleceğimizdir derler.
Hep dağılan ailelerin çocuklarıyla, okulda,
günlük yaşamda çığ gibi sorunları büyüyen ve bu sorunların altında kendisini, uyuşturucunun,
alkolin kucağına atan
çocukları gençleri gördükçe, her gün çığ
gibi büyüyen kişiliği
parçalanmış, pisikolojik hastalıkla boğuşanları
gördükçe bunların söylemlerinin ne kadar aldatıcı
olduğu üzerinde biraz
daha düşünürüm, bin bıçak birden yüreğime
saplanır sanki.
Krağı
düşer / Sevdanın rengine/ İşsiz /
Ekmeksiz / Olunca insan...
dizeleriyle
yoksuluk yaşayanların sevgilerinin uzun yaşamadığını
anlatmaya çalışmıştım. Elbette
buna insanı motive eden çevreyi ve insan bilincini de
eklemeyi ihmal etmeyen dizeleride
başka bir şiirde vurgulamaya çalışmıştım.
Sanırım
okuma alışkanlığı bulunan bir çok
insan son günlerde günlük yayınlardan okumuştur
AB
de nin başını çeken ve dünyanın ikinci
Süper gücü olan Almanyada boşanmaların oranı
çok yüksek. Burada yaşayan ve halen Türkiye
pasaportu taşıyan insalardan 2002 yılında
8217 kişi boşanıyor.
Bu
boşanma bir önceki yılla oranla %50 artış
gösteriyor. Aile uzmanı olan, pedegog, psikolog ve
hukukcularla görüştüğümüzde 2003 yılında
da boşanma grafiğinin yükseldiğini ve 2004 yılında
da boşanma bir geçen yılla oranla çok daha yüksek
olacağını gösteriyor.
Bu
boşanmalardan sonra yeniden evlenenlerin oranı da
oldukça düşük. Boşananların yeniden
bir evlilik yapmak için korktuklarını,
ruhsal olarak pek yeni bir aile sorumluluğu taşıma
gücünde olmadıklarını göstermektedir.
Ancak
eşlerin boşanmasından en büyük acıyı
çocuklar çekmektedir. Ayrılan eşlerden gelen çocukların
büyük bir kesimi belli bir eğitim yapmış, iç
ve meslek sahibi olmalarına rağmen mutlu olamadıklarını,
o anne ve baba ayrılığının verdiği
acıları yüreklerinde silemediklerini görüyoruz.
Bu
konuda bana gelen yüzlerca mektuptan vereceğim bir kaç
örnek bu dağılan ailein çocuklarının
nasıl bir acıyı yaşamları boyunca
çektiklerini ortaya koymaktadır.
Abi,
benim küçüklüğümü hatırlarsın. Bulunduğunuz
kentte size çok yakın bir mahleden otururduk. Sizin
Alman ve Türkiyelilerle ortak düzenlediğiniz her kültürel
çalışmaya gelmek isterdik, annemizi iknaya çalışırdık.
Ancak Annem hep toplumda kaçtı. Ne bizi bıraktı
sizlerle, çevreyle ilişkimiz olsun, ne de kendisi
toplumun içine girdi. Çünkü bizden ve toplumdan
korkuyordu. Kızcağız övey babası tarafından
zorla evlendirilmişti. Oysa annemi oğlu için
isteyen adamın kendisi anneme aşıktı.
Annem öksüzlüğünü unutmak ve kendisine sarkıntılk
eden kayınbabadan kurtulmak için babamı ikna edip
Almanyaya geldiler. Burada da babam Almanlara sarkıntılık
etmeye başlamış. İçki, uyuşturucu,
annemi öldürmeye kalkması yuvalarını dağılmasıyla
sonuçlandı. Bu gelişmeler beni ve üç bacımı
da hep etkiledi. Biz büyüdükçe bu yara bizim içimizden
kat kat fazlasıyla büyüdü. Anlayacağın
Annemin öksüzlüğü ve şansızlığı
bizi de daha çocukken yürekte, beyinde bin kara hançerle
vurup sakat bırakmıştı. Bunu ne annem,
ne de babam anlaya bildiler. Sonuçta ben bu yaradan kaçarken
kendimi sokakta ve uyuşturucu bağımlıları
arasında buldum. Bacılarımda mutluluk bulmadılar.
Onların sorunlarını benden daha iyi
biliyorsun. Inan abi bana, ben
herhangi bir gazete ve bir haberde boşanma sözcüğünü
duydukçe içeri
kapanıp saatlerce ağlıyorum. Ardından
morfine sığınıyorum... Ne olur
bu insanlar yanlış evlilik yapmasalar, çocuklarına
acı bırakmasalar. Evlenmişlerse, insanca bir
birlerine yaklaşsalar, karşılıklı
biri öbürünü anlamaya çalışsa, çocuklarına
acı ve kötülük dolu bir yaşam yolu açmasalar...
Abi
ne olursun yayınlarınızda, yazılarınıda
bu konulara biraz daha fazla yer verin....
Ellerinizden
öperim...
Z.C.
Anlaşılan
bu genç çalışmalarımızı sadece günlük
gazetelerden, radyo yayınlarımızdan ve
Intermet sayfamızdan bilmiyor. Bize güvenenerek yazdığı
için için teşekür etmekten, o güzel dileklerine katılmaktan
başka ne gelir elimizden. Bir Başka
mektup:
Abi,
Almanyaya
geldim. Çocuklarımı okutup insanlarar yararlı
adamlar yapacaktım. Ancak öksüz yetişmiş bu
kızın yakasını şansızlıklar
bırakmadı. Kocam, oğlum uyuşturucu bağımlısı
oldu , kızlarımsa, ..., onlar da eşleriyle
anlaşamadılar ayrıldılar. Şimdi
birer öksüz büyütüyorlar...
Ben
yıllarca çalıştım. Bir yanı felç
emekli oldum bilmem, yaşadıklarımdan mı,
yoksa ağır işten mi , bütün bu acıların,
her şeyin kaynağı babasız büyümem mi?
Anlayacağın bu Almanyada
hiç bir kazancım olmadı. Yuvası dağılmış,
çocuklarını yetirmiş on binlerce insandan
biriyim. Bu durumumuzu yazın, yayınlarınızda
yer verin, uyarın insanları. Bizim yaşadıklarımzdan
öğrensinler. Bizim işlediğimiz hataların
aynısını tekrarlamasınlar, işlemesinler...
Essen kalın!
S.P
Bu
tür mektupları okuyunca, bu tür olayları
dinleyince gözlerime yükleniyor tüm bulutlar. Doğrusu
bu insanlara sarılıp ağlamamak için zor
tutuyorum kendimi. Daha önemli ve Elektronik posta ile
gelen bir mektup:
Merhaba
Abi,
nasılsınız,
iyimisiniz? Ben ise, kurdan geldim. Çok güzel geçti,
şirin evleri, çokta temiz havası vardı tabi.
Ama nedense yinede fazla mutlu hissetmiyorum kendimi. Aslında
biliyorumda, elimden bir şey gelmiyor. Yanlış
anlamayın ama, içimden sizinle dertleşmek geldi.
Çünkü beni anlayacak kapasitede olduğunuzu düşünüyorum
da ondan. Şimdiye kadar geçirdiğim o senelere değil,
neler
kaıçrdığımın
farkına vardığım için yanıyorum.
Ne bir doğru düzgün işe, ne bir çevreye,
ne
de iyi bir sağlığa sahibim artık. Yetim
Amcamın, yengemin elinde büyümeseydim, şimdiki
aklım olsaydı, böyle mi olurdum?! Diyeceksiniz,
kızım daha gençsin
veya buna yakın bir şey düşüneceksin.
Bir bilsen nasıl içim yaşlanmış.
Cektiklerimi birden yok edemiyorum beynimden. Hala beni herşey
takip ediyor, içimde. Zaten benim evliliğimin yıkılış
sebebinin bir nedeni de, kendi aile ortamım düzgün
olmadığı içindi.
Boşandığım
gün bile eski eşim,senin kimsen yok ki, nereye
gideceksin? Senin annen de senin gibiymiş, ondan baban
anneni atmıştır" dedi. Yani seneler boyu,
zaten beni öncelikle bu yüzden insan yerine koymamış.
Beni resmen seneler boyu ailesi için kullandı. Öte
yandan erkek kardeşlerimde bana destek çıkmadı.
Gerçi onlarında büyük problemleri var. Şu an
da, fark ediyorumki hiç kimseden destek almıyorum.
Sadece ekonomik olarak Alman devletinden. Ruhsal olarak
maalesef, hiç kimseden.
Halk arasında derler ya sen eşek ol da,
binecek kişi çok. Artık ne eşek olmaya
niyetim var, ne de kimseyi sırtıma bindirmeğe
niyetim var...
Benim
kardeşlerimin problemlerin kökünden annem ve babamın
ayrılışı, bizim başkaların
himayesinde büyümemiz olduğunu şimdi kavrıyorum.
Ama ben kendimi onlardan, geçmişimden kurtaramıyorum.
Bu dağ gibi yaranın altında kalıyor,
bunalıyor ve nefesim kesilecek oluyor..
Abi
beni bu dünyada
tutan sadece çocuklarım. Haliyle onlar da çocuk.
İnşallah onlar da meslek sahibi olurlar ve
hayatlarına bir yön verirler. Bazı korkularım
var. Çocuklar bu yaşadıklarımızdan
etkilenir, yanlış yola sapar gibi v.s.. Ama yine
de şükür ki, kimseye bağımlı yaşamak
zorunda değilim. Istediğim gibi yaşayabilirim.
Ben galiba kendi çerçevemi kaybettim. Yeni bir çerçeve (çevre)
arıyorum ama, bir türlü kafa dengimi bulamiyorum. Eğer
bana söyliyebileceğiniz güzel şeyler varsa,
yazarsanız sevinirim...
N. Ay
Bütün
bunlar gösteriyor ki, halk arasında söylenen Her gün
bir birini it gibi yemektense, ayrılıp
özgürce
yaşamak daha medeni bir davranıştır sözü
akla yatkın olsa bile gerçek yaşantıya tam
uymuyor. Bu aile parçalanmışlığı
çocuklarda pisikolojik bir yara açıyor onların
kişiliğini etkiliyor ve bu yaşam boyunca
onların yakasını bırakmıyor. Bu ayrılan
çiftlerden daha çok, çocukları acı çekiyor...
Aile,
çocuk, psikoloji uzmanları, pedegoglar ve eğitimciler
bu alana akıl ve bilmin ışığıyla
yaklaşmaları gerek. Ancak daha önemlisi anne ve
babaların çocuklarına yaşam boyu acı
verecek bir davranışta bulunmamaları
bilincinden olmalardır....
Molla Demirel
Herbernweg 9
D-48163 Münster
Tel.0251-664189 veya 6742432
Fax: 0251 - 6742434
Almanyanın Kodnomarasi ve işyeri Tel:0049
- 251- 666377
MollaDemirel@gmx.de
www.mollademirel.com
Gene
de Özür Dilerim
-------------------->
MAKALE ANASAYFASINA DÖNÜŞ
-------------------------------------->
|