Satrtsite / Anasayfa       Künstlerhaus           Sanatçılar Evi-Göynük
     Makaleler

   Biografie     Gedichte     Erzählungen        Artikel                    Bilder       

    Yaşam        Şiirler        Öyküler          Makele/deneme   Resim /Fotoğraflar 

 Deutsch        Türkisch      

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

  

FRANSA’DAKİ OLAYLARIN YANSIMALARI

  Fransa’da sağ iktidar olduğundan beri ekonomik durum oldukça kötüye gidiyordu. Artık Fransa geçen yüz yıllardaki gibi kolonileri olan bir ülke değil. Ancak, “İhtiyar Avrupa” nın ise sürekli endüstri, teknik ve kültür alanında öncüsü olmuştur. “Sosyalist” Mitterand’tan sonra gelen yöneticiler bu motor olma gücü ve yeteneğine sahip değillerdi. Zaten  “sosyalist” ve “komünist” güçler karşısında Amerika, Almanya ve  İngiltere tarafından desteklenerek  hükümet olan güçlerin kendi başlarına ülkelerinin çıkarını  savunacak planlar hazırlama olanağı da yok.

Bu nedenle Fransada gelişen olaylar sadece İçişleri Bakanı’nın  sokak lumpenleri gibi konuşması veya gerçekten polisten kaçan iki gencin sığındıkları yerde elektrik çarpması sonucu yaşamlarının yitirmesi ile Fransız asıllı olmayan göçmenlerin  duyarlılığının körüklenmiş olmasının getirdiği bilinçli gelişen, iktidardan bilinçli talepleri olan bir hareket değil.

Gelişen olayları dikkatle incelediğimizde de bu aynanın tıpkı tavla zarı gibi  bir çok yüzünün olduğunu, her birinin ayrı farklılıkları sergilediğini görmekteyiz. Önce  iktidarda bulunan sağcı ve “Milliyetçi” görünen hükümet  Amerika, İngiltere, Italya ve Almanya sermayesi ile bütünleşen silah sermayesinin desteğini alarak hükümet olmuş. Bu sermaye bu ülkelerde ve dünyanın diğer ülkelerinden birlikte çalışmadan daha rahat hareket edebilme olanağı ile devlet  işletmelerini tamamen yok olmasını istiyordu. Onun için bu güçlerin hükümet olmasının kanallarını açmış ve desteklemişlerdi. Bu nedenle son 10 yıldır Fransa’da işsizlik hızla arttı. Günlük yaşamın temel gereksinim maddelerinin fiatları yükseldi. Genel olarak  doğu blokunun özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Fransa işçi sendikaları da bir savsaklama, plansız, rotasız bir durumun içine düştü. İşçi ve sosyalist güçlerin bu savsaklama ve zayıflama döneminde  uluslararası tekeller çok iyi değerlendirdi..

Ancak gelişen işsizliğin, fukaralaşmayı derinleştirerek büyütmesiyle birlikte iç huzursuzluk da ülkede her geçen gün dağdan yuvarlanan kar yığını gibi çığa dönüştü.

Gene aynanın bir başka yüzünde tarih boyunca Afrika ve Ortadoğu’da belli bir etkinliği bulunan Fransa sermayedarlarının önemli bir kesimi, sosyalistlar, milli burjuvazi, demokrat ve liberallar Amerika’nın Ortadoğu politikasına karşı çıkıyor ve Amerika ile İngiltere’nin saflarında bu hükümetin yer alarak Irak’tan sonra İran ve Suriye ye müdahale etmesi veye işgal etme isteğine karşı açık tavır almasını, hatta Amerika’nın bir an önce Ortadoğudan çekilmeye zorlanmasını istiyor.

Aynanın başka bir yüzü bu iki dere arasında kalan hükümet bir yanda  kendisini iktidara getiren güçlerin isteklerini planlı bir şekilde yürütmek istiyor. Onun için, silah sanayinin çıkarlarını  rahatlıkla  uygulayabilmesi için  ve Amerika ile İngiltere’nin yanında yer alarak Ortadoğuda’ki pastadan pay alması için bir kamuoyu yaratması gerekiyor. Fransa’da yaşayan her geçen gün yaşam koşulları kötüleşen,  içten içe öfkesi ve düzene nefreti artan kesimleri kullanmaya en elverişli bir araç olarak görüyordu. Böylece göçmen kökenli insanları Fransa halkının gözünde düşürmesi ve onları  ‘ıslahlaştıran hukuksal düzenlemeler” kılıfı altında tüm Fransız halkının sosyal haklarını kısıtlamak istiyordu. Bu nedenle  göçmenleri özellikle de hıristiyan olmayan kesimi daha çok kriminal olarak,  asosyal,  yeteneksiz, çalışmadan geçinen parazitler gibi lansa ederek planını uygulamanın temel şartlarını yaratmaya çaba gösteriyordu. Ancak olayların boyutunun buraya varacağını, sonunda kendilerini zora düşüreceklerini hesaplayamadılar. Hesaplama olanakları da yoktu.

İşsizliğin, yoksulluğun yol açtığı  fundementalist islam ve  fundementalist hıristiyan grupların karşılıklı diş bilemesine hazır bir duruma  gelmesinde Amerika ve  İngitere’nin uluslar arası istihbarat  güçlerinin yer alacağını ve  tarih boyunca hep örgütlü olan sık sık hükümetleri zor durumda bırakan Fransız anarşitlerinin bu durumu iyi kulanacaklarını hesaplayamadılar. Bu durumu şöyle özetleyebiliriz:

Fransada ki aynanın bir yüzü  özellikle Göçmen kökenliler arasında hızla yükselen işsizlik, yoksulluk ve dışlanmışlıktır.

Aynanın ikinci yüzü  Hükümetin yalnış politikası ve sürekli ülke içinde farklı sosyal kesimleri birini öbürüne karşı kullanmasıdır.

Aynanın üçüncü yüzü Fransız anarşistleri olayı bilinçli olarak  ve örgütlü olarak kullanmışlardır.

Aynanın dördümcü yüzü  Fransa kamuoyuna işte: “İslam kökenli insanlar bunlar, Fransa’da üçüncü, dördüncü nesil olmalarına rağmen Fransa’ya ve Avrupa kültürüne  uyum sağlıyamıyorlar,  bu nedenle islam ülkelerini mutlaka işgal ederek hizaya getirmek gerekli “ anlayışını kabul etirmek için bu olaylarda  pravakatör olarak Amerika ve İngilterenin  istihbarat teşkilatları yer almıştır. Iran’da Şah,  Afganistan’da Cemal, Romanya’da Çavuşesko, Irak’ta Saddam’a karşı halkı ayaklandırmak için  nasıl para, silah ve ateşli malzeme dağıtıldıysa aynı oyunun Fransa’da da sürdüğüne tanık oluyoruz. Yoksa  Fransa’da o kadar sendika hareketleri, sosyalist ve komünist örgütlerin gerekse göçmenleri gerekse tüm Fransa emekçilerinin doğal hukuki talepleri oldu. Özellikle de göçmen kökenlileri dışlayan yasal kararnamelere ve tavırlara karşı çıktılar, çeşitli yasal eylemler düzenlediler. Ne yazık ki göçmen kökenliler  genellikle bu eylemlerde yer almayıp dışardan izlemekle yetindiler. Bu örgütlü güçler içinde yer almadıklarına göre akla en yatkın olanı pravakatörler özellikle dünyada sık sık bu işi organize eden güçlerin parmağı olduğudur. Bu olaylarda aynanın daha bir çok yüzünün yansıması var. Bu olaylar Türkiye’de Amerika’nın çıkarlarını temsil eden aydınlara göre “devrimci” olan Recep Tayyip Erdoğan’ a  Türkiyede ki yandaşlarına göre “Bu olaylar  Türbanın yasaklanmasının sonucudur” sözü ile ‘Artık  ayaklanmanın zamanıdır Fransayı örnek alarak sokağa dökülün çağrısında bulunmuştur.  Hatta bu sözün "Artık ayaklanmanızın ve Cumhuriyeti yerle bir ederek yeniden İslam Hilafetini Anadoluda sağlamanın zamanıdır” anlamında algılanacak diye düşünüyor ve korkuyorum.

Eğer böyle olmasa şunu derdi. “Sanayi ülkeleri  silaha harcadıkları  millyarlarca doları  islam ve islam olmayan insanların yaşam standartlarını yükseltmek için harcansa bu tür acı olaylar dünyamızda yaşanmaz” derdi.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir genç kızımızın  türban alanındaki itirazını reddediyor Türkiye mahkemelerine hak veriyor. Ancak Türkıye’nin Başbakanı her iki mahkeme kararını hiçe sayan bir açıklamada bulunarak açıkça  Türkiye Cumhuriyeti’nin ömrünü tamamlayarak Amerika’nın Irak’ta yarattığı bir hükümet modeli ister bir tavır sergiliyor sanki.

Sonuç olarak Fransa’da ki yoksullar, işsizler, kenar mahalle halkları, emekçiler üzerinde tezgehlanan oyun, bu kesmin en zayıf  karnı olan göçmenler içinde yaratılan pravakasyonlarda bir bir uygulanmaya başlanmıştır. Benzeri olaylar başta göçmen işçilerin yoğun oduğu  ülkeler olamak üzere çok milliyetli çok inançlı ve çok kültürlü ülkelerdede uygulanma ihtimali oldukça yüksek. Türkiye, Hollanda, Belçika, ve Almanyada ki son olaylarda bu kanıyı güçlendiriyor. Bu durumu iyi anlayan devrimci komünistler olaya daha akıllı ve daha inandırıcı  yaklaşıyor. Olayları provakatör, anarşist ve  silah tekellerinin  istihbarat güçlerin etkisinden kurtulmaları için uyarmaya ve yeniden örgütlemeye çaba harcıyorlar. İşlerinin zor olduğu bilinciyle  hareket ediyorlar. Bu dünya  İslam, Hıristiyan veya başka bir inaçla değil bu  dünya”Yarin dudağından gayri herşey hepimiz için ve birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” diyen tüm insanlığın malı olacak bir sosyalist düzenin proğram ve   düşüncesiyle kurtulacağını ergeç insanlık öğrenecektir.

Elbette ki, Türkiyeli sosyalist, komünist ve demokratlar cumhuriyetin kazanımlarını savunacak bir avuç çağdışı fikirlinin  bunları yok etmesine izin vermeyecektir...

 

 10.11.2005

 

 

               Makaleler Listesine dönüş ------------>

 

 

 Email                                                               Email: MollaDemirel@gmx.de
     Makaleler

  Hakim olma hırsı bir yüreğe girmesin; o bir kasırga olur. Bireyi öz kardeşini, kendisini yaratan anne ve babasını bile katl etmeye kadar sürükler. İşte en büyük sanat bireyi o kasırganın etkisinde koruma ve onu toplumda güzel işler yapan, izler bırakan biri olma yoluna yönlendirebilmektir...

 Deutsch        Türkisch