|
Kimdir
Türkiyeyi Sevmeyen?
"işte
yine o rüzgâr
karanlığın soluğu rüzgâr
kanlı bir muşamba gibi savurmakta
nefreti sokaklarda:
savaş istiyoruz
ölümü çok seviyoruz
evet ölümü çok seviyoruz
hiç bilmedik ki nasıl yaşanır
turuncu beyaz bir iklimde
nasıl insan kalınır
ekmek ve gül kokuları içinde..."
Bu yukarda ki dizeler Arif Berberoğlu'nun "Bu sabah
dünya" şiirinden bir alıntıdır. Bu gün
savaş karşıtlarını, ülkede yaşanan
çağdışı olayları protesto edenleri
şiddet yanlısı ve vatanın sevmemekle suçlayanları
bilmem birazcıkta olsa bu konu üzerinde düşündürür
mü? Ama besleme olan özgürce düşünemez ki...
Dünya var oluşundan beri Asyadan Avrupaya,
Avrupadan Asyaya insan akımı olmuştur. Özellikle
makinenin buluşundan beri Türkiye dünyanın en
kritik bölgesi durumunu almıştır. Sürekli en
büyük kargaşalarla karşı karşıya
kalan bir ülke olmuştur.
Elbette Avrupayı tek köprü olarak Asyaya bağlaması
önemli bir nedendir. Ama asıl neden Sanayileşmenin
motor gücünü oluşturan Amerika, Fransa, İngiltere,
İtalya gibi ülkelerin Türkiye üzerinde sürekli Ortadoğunun
zengin petrol ve diğer hammadde kaynaklarını el
altında tutma ve bu ülke halklarını bir birine
kırdırarak kendilerini garanti altına almaya çalışmalarıdır.
Peki bu dünyada hammadde kaynakların bulunduğu
alanları sürekli sömürü alanları olarak elleri
altında tutmaya çalışana, halkları birini
öbürüne kırdıran bu günün deyimi ile
Emperyalist güçlere karşı kim baş kaldırmıştır,
ölümü göze almıştır. Yurt severler. Bu günümüzün
deyimi ile devrimci sosyalistler, komünistler, demokratlar.
Bunlar sömürüye karşıdır, savaşa karşıdır,
barışın ve dostluğun savunucusudur.
Emperyalist güçler ve onların yerli işbirlikçileri
bu yurtseverler cephesini hep şiddet yanlısı,
terörist olarak adlandırmıştır. Onlara
göre şu soruları soranlar kim olursa olsun, Türkiye
vatandaşı olmalarına rağmen, Türkiyede
yaşamalarına rağmen Türkiyeyi
sevmeyenlerdir. Vatan hainidir:
- Neden Amerika, İngiltere, Fransa, İtalya vs. dış
ülkelerden durmadan silah alarak çocuklarımızın
birini öbürüne öldürtüyoruz?
- Neden biz silahlara yani kendi topraklarımızda ve
komşu topraklarında kullandığımız
silahlara verilen büyük meblağları sanayiye, yeni
fabrikaların açılmasına yatırmıyoruz,
yeni iş yerlerin açılmasını ve işsizliğin
yoksulluğun gidermesi için kullanmıyoruz?
- Neden Türkiyede yaşayan tüm dil ve kültürleri
daha da geliştirecek şartları sağlamıyor
ve bu dil ve kültürleri dünyaya açarak Türkiyeyi dünyanın
diller ve kültürler merkezi olduğunu kabul ettirmeye çalışmıyoruz?
Bunu sağladığımızda ülkemiz daha hızla
bilimsel alanda kalkınmaz mı?
- Türkiyenin dünya Kültürler Merkezi olması nedeni
ile Turizm geliri bugün var olandan bir kaç bin kat daha
artma olanağı varken bunu yapmamak bu ülke halkına
haksızlık değil mi?
- Bakanlar biri öbürüne silah hediye ediyor, gençlere örnek
olmaları için kitap hediye etmeleri daha doğru
olmaz mı?
- Türkiye Millet Meclisine seçilenler Türkiyeyi kalkındıracak
hiç bir proje üretmiyor, gündeme getirmiyor ve bir kalkınma
projesi sunarak halkın görüşlerini ve daha da geliştirilmesi
için öneri ve düşüncelerini almaya yönelmiyorlar,acaba
sürekli birinin öbürüyle uğraşarak ülkede kaos
yaratması bilinçli, planlı yapılan davranışlar
mıdır?
- Kadının ve onlardan gelecek yeni nesilleri mutluluğa
daha çağdaş bir yaşantının yollarını
açacak ve aydınlatacak onları türban ve kara çarşafa
bürünmelerin mi teşvik etmektir, yoksa onların çalışabilecek
çağdaş ortamlar mı yaratmaktır?
- Neden açıklamıyorlar, nasıl bir ayakkabı
boyacılığından, bir sıradan
memurluktan veya sıradan bir küçük esnaflıktan,
bugün büyük servetlere ulaştıklarını?
-D emokrasini yerleştiği Batı Avrupa ülkelerinde
hakkında yolsuzluk davası açılan bürokrat,
Milletvekili vs devlet işlerinde görev alan kimse hemen
istifa eder ve mahkemenin sağlıklı işlemesi
sağlanır, bunlar Türkiyeden neden olmuyor?
- T.C. yasalarında Yürüyüş, toplantı ve
grev bir yasal haktır denildiğine göre, neden işçilerin,
öğrencilerin ve memurların bu haklarının
kullanmaları engelleniyor, coplanıyor, karakollarda
hatta ve caddenin ortasında? Polis ve jandarmanın işi
baskı ve işkence mi yapmaktır yoksa suçlu
varsa onu medeni bir şekilde mahkemelere davet etmek
midir? Yasal yürüyüş, grev, toplantı hakkını
kullanan bir vatandaşa hele sadece oturduğu halde güvenlik
güçlerinin dünyanın gözleri önünde işkence
etmesi Türkiyeyi dünya halkları karşısında
çok kötü bir durumda, hatta orta çağ döneminde olduğu
imajını vermiyor mu?
Bunlara benzer daha binlerce soru soran her kim varsa Türkiyede,
emperyalist güçlerle ortaklık edenler, savaştan çıkarı
olan silah tüccarları için kısacası
emperyalistler ve onların yerli iş birlikçileri
tarafında beslenenler için her hareketi şiddettir,
şiddetten, terörden yanadır. Türkiyeyi
sevmeyenlerdir.
Sonuç olarak emperyalizmin işbirlikçilerine ve onların
beslemelerine söyleyeceğimiz sözü Nazım Hikmet
şu dizelerle söylemiştir:
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse
vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa
yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse
vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmihalse, vatan, polis puysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası,
Amerikan donanması, topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran
puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ
Ne iyi ki Türkiyenin özgürlüğü için, halkların
barış içinde eşitçe, kardeşçe, dostça
yaşamasını savunan onun için ölümü göze
alan anti emperyalist ve savaş karşıtı
olan çok Nazım
Hikmetleri,yurtseverleri var...
20 Nisan 2008
Yayinlandigi yer: www eflatunyarim.com (2008-05-10)
Makale Listesine Dönüş
------------->
|