Startseite / Anasayfa
     Makaleler

  Biografie     Gedichte     Erzählungen        Artikel                    Bilder       

    Yaşam        Şiirler        Öyküler          Makele/deneme   Resim /Fotoğraflar 

 Deutsch        Türkisch      

 
 
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
 
 
 

            Biri kırka yaran düşünce...

 

Näzim Hikmet'ten ve Kitaplanndan Korkmak

 Ortaokul öğrencisiyken fotoğrafa çok meraklıydım. Okulumuzda gerekli malzeme olmadığı için, ağabeyim yardımda bulundu ve resim öğretmenimizle birlikte okulda güzel bir fotoğraf atölyesi kurduk. Hepimiz sevirnçten uçuyorduk.

Okulumuzda bir fotoğraf sergisi açmak için resim öğretmenimizle çalışmaya başladık. Bir gün atölyede ğa'1ğma yaparken, öğretmenimiz çantasrndan bir kitap çıkanp masanın üstüne koydu ve dışan çıktı. Kıtabın kapağındaki ,Nazim Hikmet'en Seçme Şiirler" cümlesi gözüme takıldı. Karıştıırrken bir Şiir ilgimi çekti: 

              "Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne /

               allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar/ 

              oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında / 

              dünyayı çocuklara verelim / 

              kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi / 

              hiç değilse bir günlüğüne doysunlar / 

              dünyayı çcuklara verelim / 

              bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadağlığı / 

             çocuklar dünyayı alacak ellmizden / 

             ölümsüz ağaçar dikecekler" 

Bu dizeler beni benden aldı. Hemen defterime not ettim. Sonra sergi resimlerinin altına Äşık Veysel, Pir Sultan gibi ünlü halk ozanlannın şiirleriyle birlikte Näzım Hikmet'jn de bu şiirini yazdım. Sergi tamamlanınca öğretmenimiz bana, bu şiiri nereden aldığımı sordu. Ben de suçlu1uk duygusu içinde, hiç yalan söylemedim ve ona her şeyi anlattım. Açlk sözlü olduğumdan bana kızmadı ve kitabı bir haftallğına bana ödünç verdi ve kimseye de göstermemi söyledi. 0 günden sonra şiire tutkum daha arttı. Başka şairlerin şiirlerini okumaya başladım.

 

Bir gün kentimiz Malatya'da kısa adı TIP olan, Türkiye Işçi Partisi'nin bir toplantısı oldu. Parlamento seçimlerı öncesındekı bu toplantıya, parti kurucuları ve üyelerin­den olan bir çok ünlü kişinin de geleceği duyuruldu. Yazar Yaşar Kemal, gazeteci çetin Altan, yazar-gazeteci M.Ali Aybar, Behice Boran ve şair Ahmed Arif gibi daha bir çok tanınmığ kiği geleceklerdi. Yerel olarak çıkan ,, Hashas Gazetesi"nin iki görevlisi benim de bu toplantıda şiir okumamı istediler. Öğretmenimiz bana, eski dönemden iki şairimize ait iki şiir verdi ve bunlan okumamı söyledi. Ben de o gün kurnazlık yaparak, bunların yerine ezbere bildiğim Näzım Hikmet'in, önce ,,Davet" sonra da ,,Bir Hazin Hürriyet" şiirini okudum. Ben şiiri okumaya başladığımda, öğretmenimizin kafasını iki elinin arasına alıp sinirlendiğini gördüm. Fakat şiir okumam biter bitmez salon alkıştan çınlıyordu. Öğretmenim birden kendine geldi ve o da alkışlamaya başladı. Toplantı sonunda, bana şiir okuma olanağı yaratan gazetecilerin yardımıyla, gelen ünlü konuklarla tanıştım. Bana ilk sorulan, ,,Näzım Hikmet'in şiirlerini nereden aldın? ,,oldu. Ben de öğretmenimden aldığımı ve ne Malatya'da ne yakın illerden Elazığ ve Adana'daki kitapçılarda olmadığını söyledim. Ünlü kadın politikacı Behice Boran yanındakilere adresimi almalarını söyledi. Ünlü politikacı M. Ali Aybar da cebinden bir dolmakalem çıkanp bana hediye etti.

 Aradan belli bir süre geçtikten sonra, o ünlü konuklarımızdan sürpriz bir paket aldım. İçinde Näzım Hikmet'in hangi yayınevinde basıldığı belli olmayan şiir kitaplarıyla birlikte, diğer Türk yazarlanndan ve bazı yabancı yazarların öykü ve romanlarını bana hediye olarak göndermişlerdi Bunlara çok sevinmiştim. En çok da Yaşar Kemal'in ünlü romam İnce Memed'e çok sevinmiştim. Büyük ağabeyimin bakkal dükkänında ara  sıra ona yardım ediyordum. 0 yokken, yüksek sesle şiir okurdum bazı ilgilenen müşterilere. Ağ abeyim de beni suçüstü yakalayıp, ,,Sen galiba peynir, çay, şeker, ekmek değil gelen müşterilere şiir satıyorsun." diye bana takılırdı.

İleriki yıllarda fotoğraf sanatçısı İbrahim Demirel, ilik kez Türkiye'de Türkiye'nin çeşitli yörelerinden çekilmiş  fotoğrafların altına Näzım Hikmet şiirlerini yazarak postakartı (kartpostal), poster ve takvim olarak yayımladı. 

Bunlar çok tutuldu ve yaygınlaştı.

0 dönemlerde Näzım Hikmet'in değil kıtaplan, kısa şiirlerinin yer aldığı bu kartlar ve takvimler bile polis aramalarında suç unsuru olarak geçer1iydi. Birçok kez şiirlerini okuduğum için tutuklandım, göz altına alındım.

 Daha sonralan Almanya'daki bir karşılaşmada, bu kartları ve takvimleri, Näzım'ın esi Vera Tulyakova'ya armağan olarak verdim. çok duygulandı, çok sevindi ve bunları Näzım'a ait olan odaya koyacağını söyledi.

 Almanya'daki yağantım içinde, Näzım Hikmet'le ilgili hiç unutamadığım bir başka anıyı, Essen'deki bir sergide yaşadım. Ünlü ressamımız Abidin Dino’nun bir rasim sergisi vardı. 0 gün orada ünlü yazarımız Fakir Baykurt da bulunuyordu. Nazım Hikmet'in, Abidin Dino için yazdığı ünlü şiiri kastederek, ,,Sen mutluluğun resmini yapabilir misin, Abidin?“ diye Näzım soru yöneltti mi? Yönelttiyse bu resmi yapabildin mi?” diyerek herkesin merak ettiği soruyu sordu. Näzım'ın can dostu Abidin Dino bu kendisine sık sık sorulduğunu ve bundan da rnutluluk duyduğunu belirterek söyle konuştu: 

,,0, Näzım’ın  nazirelerinden, esprilerinden biriydi. Näzım da bilirdi ki, mutluluğun resmine ne kağıt, ne boya, ne kalem yeter; ne de benim gücüm ve ömrüm yeter.  Ama o dünya  insanını mutlu görmek istiyordu. Çocuklara güzel bir dünya bırakmamızı istiyordu. Bunu  bugün ne kadar başarıyoruz? Asil sorun bu...“

 Näzım Hikmet'i sevmeyen ve bir zamanlar vatan haini diyenler de artık  onun büyük bir şair olduğunu kabul ediyorlar. Onun şiirlerini önemli toplantılarda okuyorlar. Onu hapse atanlar, kötüleyenler unutulup gittiler. Ama Näzım Hikmet hälä yaşıyor ve  ebediyen de yaşayacak ve hiç unutulmayacak.

Näzım Hikmet'in şiirlerini okuyan değişik ülkelerden gençler farklı dilleri, kültürleri sevmeye, halkları sevmeye başlıyor. Doğayı, dünyayı seviyor ve barışı savunanların arasında yerini alıyor.

 Gelin çocuklarımıza Nazım’dan şiirler okuyalım... Barışı, dünyamızı, doğayı ve insanları sevsinler.

Çünkü gelecek onların elinde olacak...

 

 

 

                Denemeler sayfasına dönüş ----------------------->

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

                                                                                                  MollaDemirel@gmx.de

     Makaleler

     Über mich     Gedıchte        Erzählungen                   Artıkel                              Bilder        

     Biografim        Şiirler           Öyküler                  Makele / deneme                 Resim / fotoğraflar

 Deutsch        Türkisch