|
Savaş
Karştı Olmak
Ben
sadece Savaş karşıtı değilim.
Ben tüm haksızlıklara karşı tavır
alan bir sanatçıyım. Ben onlarca yıldır
burada farklı kültür ve inançtan gelenlerin kaynaşması
için çaba gösteren bir kurumda çalışıyorum.
Ben
insanın insana işkence etmesine veya acı çektirmesine
tahmül edemiyuorum. Bu nedenle nerede bir haksızlık
varsa ona karşı çıkıyorum. Bu olumsuzluğun
kalkması için gerekli çabayı göstermeye çalışıyorum.
Yıllarca olduğu gibi şimdi de bu konuları
kapsayan çeşitli aktiveteleri Münsterdeki çeşitli
kurumlarla birlikte düzenledik. Örneğin
her yıl onlarca Alman ve Alman olmayan yazar resam müzisyeni bir araya
getiriyoruz. Onların çaışmalarını
tanıtmakla kalmıyoruz. Onları örnek vererek
farklı kültür, dil ve geleneklerin
bir zenginlik olduğunu bu çalışmalarla
ortaya koymayı hedefliyorum. Bir insanın hoşgörüyü,
farklı kültürlere, geleneklere, yaşantıya
saygıyı, sevgiyi küçük yaşta öğrenmesi
gerekir. Sanat
adamları topluma insanılığa bu güzelliklere
hazırlar toplumu olumsuz etkileyen işkencecileri,
sömürenleri, inaç ve kültür farklılığından
dolayı haksızlığa uğruyanları
çalışmalarında yer verir. Sanatçı
İşkenceci kadar öbür haksızlarıda teşhir
ediyor. Bu çalışmaların başarıya
ulaşması kolay değil. Yıllardır biz
ve bizim gibi milyonlarca insan kötülüklere, haksızlıklara
savaşlara karşı Yıllardır mücadele
etmemize rağmen ne yazık ki dünyanın bir çok
ülkesinde halen insanlar öldürülüyor, insanalara işkence
ediliyor. Ne yazık ki dünyanın güzelliklerini hırslı
politikacılar ile silah sanayine yatırım
yapanlar bozuyor. Bunların çıkarı toplumların,
insanların sürekli birinin öbürüyle kavgalı
olmasından yatıyor. Bunların para, kazanç, mülk,,
mavki , hakim olma hırsı bir gün tüm dünyayı
yok edecek bir aşamaya doğru götürüyor. Bu
tehlikeye karşı toplumu ancak sevgiyle
uyarabiliriz. Özellikle çocuklara ve gençlere kavgaya
altarnativ olarak birinin öbürünü sevmesinin önemini
kavratmamız gerek.
Bu nedenle biz yıllardır
kent idaresinin ve başka kurumların yardımızla
Münster okullarında Yabancı düşmanlığına
karşı çeşitli
etkinlikler düzenledik. Her yıl 15 -20 yazar ve müzisyen
dersliklere davet ederek orada gençleri kaynaştırmak
ve bir birine sevdirmek için müzikli okumalar ve
etkinlikler düzenliyoruz.
Ben kendim tüm okumalarımda sevigiyi, barışı
konu alan şiirler, öyküler ve yazılar
okurum. Konuşmamı sevgi dolu bir dünya
istemi çerçevesine oturturum.
Bu
etkinlikler okullar için çok önemli. Çünkü çocukların
anne baba veya çevrelerinde öğrendikleri bazı
davranışları okula taşıyorlar. Aynı
sınıfta olan Alman kökenli olmayanlara karşı
kulanıyorlar. Tebi bunu terside oluyor. Bazan bu sadece
sözlü hakaretle kalmıyor fiili sadırılara
da dönüşüyor. İşte biz bu olumsuzlukların
önüne geçilmesi için ırkçı, insani olmayan
davranışların olumsuzluğu çocuklara
anlatan çeşitli çalışmaları toplamayı
ve onları okullarada ders olarak verilmesine çalıştık.
Çocuklar arasında sevgi ve barışın,
dialogun yaygınlaşması gerek. Yani
kendilerinden olmayan çocuklarla dialog kurmalarını,
hoşgörü ve sevgiyle yanaşmalarını,
dostça birlikte yaşamalarını okullarda öğretmek
gerek.
Ne
yazık ki bazı öğretmenler ırkçı
ve din ayrımına karşı barışı ve sevgiyi öne çıkaran çalışmalardan
yana değiller. Bunlar yabancı çocuklarla Alman çocuklarını
aynı seviyede, eşit haklara sahip olmasını
istemiyorlar. Bu içinde yaşadığımız
toplumda sayıları azda olsa böyle öğretmenler
ve yöneticiler var.
Özellikle evelki yıl 11 Eylülde olan terörüst
eylemler islam inancında gelenlerin yaşamını
zorlaştırdı. Onlara karşı ön yargılar
hızla yaygınlaştı. Mutlaka bunun önüne
geçilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ve bunun çabasını
veriyoruz. Yetkililer bu konuda yeterince duyarlı değiller.
Eğer çocuklar bu
terörist eylemlerden etkilenir taraf olurlarsa, biri öbürünü
küçümseyecek, yadırgayacak, terör eylemine katılmış
olanlardan veye onların taraftarlarından biri gibi
gösterme davranışı içine girerse, öbür
taraftan büyük tepkiler doğar. Bu çocuk ve gençler
arasında kin ve nefretin yaygınlaştırmanın
kanallarını açar. İleriki yıllarda hiç
beklemediğimiz büyük
olaylara yol açacak bir ortam hazırmış
oluruz. Bunu önüne geçmenin yolu şavaşı,
kini, haksızlığı birlikte red etmek ve
aynı ortamda yaşayan insanların
birinin öbürünü sevmesine, yardımlaşmasına
teşvik edecek ortamı hazırlamak ve gençleri
ortak ilgi alanları içinde birleştirmek ve kaynaştırmak
gerekir. Bu bir misyonluk değildir. İnsani bir görev
ve bir zorunluluktur. Gelecek nesillere güzel ve barış
içinde yaşamalarını sağlayacak bir
ortam, bir dünya yaratmak bizim görevimiz olmalı.
Kendimizi bu alanda sorumlu görmek zorundayız diye
düşünüyorum.
13.03.03
|