Osman
Polat anısına Sanat Sempoziyumu
Ve
Osman
Polat'ın Sanat Anlayışı
Şimdi resim
zamanı değil
Zamanlar içinden zaman taşımak
işimiz
Ayıklamak kötülükleri
gelecek adına
Ölümden sonrası için
Gel
benimle ölümden sonraki yaşama
Bu
dizeleri yazan Osman Polat la beni 1980 yıllarının
ortasında gene
böyle bir yaz günü Resam Nevin
Boragan bir araya getirdi. O ilk görüşmede başladık
dünyamızda gelişen sanat ve kültür üzerine
derin bir
sohbette. Osman o güne kadar bir çok eserini okuduğum
ve kendileriyle tanıştığım
insanlardan
farklılıydı.
O güne kadar Türkiyenin dışına
çıkmamıştı ancak dünyayı bir
seyah gibi dolaşanlardan çok daha iyi görüyor ve tanıyordu.
Çünkü
o bilincindeydi bugün Batılı'nın vardığı
çağdaş teknik ve kültürün temellerinin Babil, Mezopotamya, Finikelilerin oluşturduğu
kültür ve sanatın temelleri
üzerinde yükseldiğini.
Bizim bugün sadece Turizim için tanıtmaya çalıştığımız
para kazanmak için korumaya aldığımız
antik sanat ve mimari ve kültürü Batı ülkelerine Yunanlıların
Grek Felsefesi ve sanatı olarak aktararak tanıtmışlardır
Bunca büyük kültür ve sanat mirası bu
Anadolu topraklarında yer bulmuş, oluşmuş,
boy atmış. Bu topraklarda halen yetim bir çocuk gibi durmaktadır.
İşte Osman Polat, binlerce yıldır
Atalarımızın bu topraklarda oluşturduğu
ve Batılı aydının alıp kendi gelişmeleri için kaynak olarak
geliştirerek kulanan
kültür ve sanata sahip çıkılmadan onu
kavrayıp onun temelleri üzerinde yeniyi inşa
etmeden Turizmdeki gelirleri de bu ülke topraklarını
ve bu topraklar üzerinde yaşayanlara bir gelecek vaad
edemiyeceğinin bilincinde olan bir sanat adamıydı.
Bu
uzakları, görme, geleceği hasaplayabilme yeteneği
sanatçının, kültür adamının, aydının,
politikacının, sanayi yatırımcısının
tek yönlü tek meslekli olmaması gerektiğini
savunurdu. Eğer bunlar, kültürün, sanatın hata
Ticaretin temel
direklerinin, geniş bir Felsefe- Edebiyat yani öykü,
masal, şiir, roman, Resim sanatı yağlıboya,
suluboya ve desen-çizgi çalışmaları,
heykelcilik ve mimamri, Sahne sanatı yani müzik,
tiyatro, sinama) da oluştuğunu bilmiyor bu
alanlarda sürekli kendisini bilgiyle donatamıyorsa üzürlü
bir insan gibi olduğunu düşünürdü. Kısacası
Edebiyat ve sanat da bilgisi yeterince olmayanın yaşamın
hiç bir alanında uzun bir yol katl edemiyeceğinin
bilincine vardığı için o kendisini sadece
resim alanıyla sınırlamamıştı.
Resimin
yanında Felsefeye, edebiyata büyük bir yer vermiştir.
Bu nedenle olmalı ki Avrupalı kültür ve sanat
adamlarının çağımızın en
iyi resamlarından ve en ön sırada yerini alır
dedikleri Resam İsmail Çoban şöyle der Osman
Polat sadece usta bir resam değildir. O aynı zamanda bir sanat
filozofudur. Hemde
en iyilerinin, en önünde yer alır.
Almanya Bonn Universitesi'nin Sanat Fakültesi üğretim
görevlisi Profosür G. Erbels Ben Osman Polatın
eserlerini görünce hemen işte bu yüzyılın
klasik sanatçısı dedim. Ne yazık ki tanıma
olanağım olmadı.
Bugün sahip olduğumuz gelişmiş kültür
ve tekniğin temelini Babil sanat ve kültürü oluşturur.
Yunanlılar oradan alarak bize aktarmıştır.
Ancak Osman
Polat o günden
bugüne o topraklar üzerinde ve bu Batı ülkelerinde
gelişen kültürleri,
tekniği sanat bilimini en iyi özümleyen tablolarına
aktaran bir resam ve büyük bir sanat filozofudur. Onu bu dünyada
tanıma bana kısmet olmadı. Tanrı'da tek
dileğim beni obür dünyada Osman Polatın karşılamasıdır.
Bu
iki tanınmış sanatçının ve bilim
adamının açıklamaları
Osman Polatın resimle birlikte, derin bir
felsefe bilgisine sahip olduğunu açıklıyor. Osman Polat yüzlerce tablosu ile birlikte iki cilt
felsefe çalışmasını kitap olarak, bırakmıştır.
Geniş Bir edebiyat kültürüne sahiptir. Onun yüzlerce
şiiri vardır. Onun ölümünden sonra oğulları,
öğrencileri Orkun, Can, Ayşe ve Atölye Arkadaşı
resam Nevin Boragan şiirlerinde bir seçki yaparak İnce
ıslıklar adıyla yayınladılar. O
kitapta bulunan şiirleri okuduğumuzda bugün çok
tanınmış şairlerimizinde önünde yer
alacağına tanık olacaksınız.
Bir çok resim yapan, yazı yazan adam onun
benim yaptığım soyutu yeniden
yorumlamaktır sözünün derinliğin resimde
kullandığı
sadece usta, zarif imgelemelerin ötesinde ki derinliğe
bakmadan burun kıvırmışlardır.
Ancak o soyut yapılamanın kendi içinde yaşamın çelişkilerini
barındırdığına inanmış ve
soyut sanatın kapsadığı, içinde saklı
olan yaşamın gerçeklerini saptıyarak gün
ışığına çıkarmayı iş
edinmiştir. Bu çabasını zor engelleri aşarak
bir sanat bilimcisi olarak titizlikle yorulmadan yapmıştır.
Bana
hediye ettiği büyük bir tablonun önünde ikimiz
oturuyorduk. Ben kalkıp kendisinin boşalan bardağına
çay doldururken duvardaki resim bardağa yansıdı.
Bir Atbaşı her tarafinda sel gibi kan akıyordu
sanki. Arka sarı ton arasına saklanmış
griliklerde eli kırbaçlı ve silahlı koboyla beliriyordu. Oysaki o resim bir yıldan fazla bir zamandır
o duvardaydı. Her
gelen ayrı yorumluyordu.
Ben çayı doldurduktan
sonra oda'nın dört ayrı köşesinde ve tam karşışında
tabloyu sesizce inceledim.
Sonra kendisine sordum Bu
tabloyu yaparken nasıl bir duyguyu yaşıyordunuz?
Güldü ve
şu yanıtı verdi:
Bu
tabloya bir çok insan burun büktü. Amerikan kıtasına benzetenler ve dünyaya
benzetenler oldu. Anlamsız
sadece boyaların kartıştırlması
diyenler bile oldu. Ancak gerçek başka. Amerikanın
dünyada almaya çalıştığı rol işlendi
bu tabloda dedikten sonra ben sözü kaptım .
Kızılderilinin
sürekli kan akıtan atının başı ön
planda. Atları kurşunlayan koboyların dünyanın
her yerinde uygulamaya kalkışması arka fonda
saklı.Arka fonda saklı olan CIA ve kan akıtan
dünya halkları.
Pikaso bunu yarışan siyah ve
duru (kır) iki at şeklinde bir tabloda verdi.
Osman
Polat sıçrayıp kalktı kucakladı alnımdan
öptü.
Bu resmin gerçek içeriğni
sen saptadın. Bu tabloyu Amerika Şilliide
Allendayı katl etirirken. tasarlamıştım.
Libyayı bombalamasıyla kafamda tamamlanmıştı.
Sonra Yugoslavya, Irak, Afgan savaşları girdi
araya. Dünyayı ağzından, alnından,
kullağından kurşun yemiş bir atta
benzettim. Katillerini dünyanın her yerinde aynı
uygulamayı sürdüren Amerika yönetimini de koboylar
olarak arka fonda işledim.
Bu olacakları ve olmuşları
tarihin bir sayfası olarak ben soyut olarak tanımlanan
çalışmalarımda işlemeye çalışıyorum.
Doğrusu benim çalışmam soyut'tan gerçeğe
varıştır dedi.
Sonra ben ona M.Ö. önceki dönemlerde gelişen
eski Mısır sanat ve Mimarısının
ile Griek Sanat ve Mimamrisini kapsayan bir kaç
katalog getirdim. Resimlere bakatığında başladı
anlatmaya. Kataloglardaki bilgiler Almancaydı. O
neredeyse sanki direk çeviriyordu. Osman Polat Almanca
bilmiyordu. Resim, Mimamri, ve heykeltraşlık
alanında oldukça derin, geniş bilgiye sahipti. Oysa ben o güne kadar çeşitli
milliyetlerden yüzlerce sanat adamını konu etmiştim.
Konuklarım bu alanda Üniversitelerin
en üst kademelerinde görev yapanlardandı büyük çoğunluğu.
Ben
onların resim
ve heykel çalışmalarını sergileme
organizasyonunda yer almış ve onlar Radyoya konuşmacı
olak konuk etmiştim.
Bu alanda Osman Polat bir çok ad yapmışö ğniverste
hocasından daha geniş bir bigiye sahip olduğunu
söylemem bir abartı kuşkusu bile taşımaz.
Tekrarlamakta yararvar. Osman Polat derin bir sanat ve
sant felsefesinin bilgisine ve geçmiş kültürlerin
brikimine sahipti.
Bu nedenle Osman Polat her zaman
gelişen sanatın, tekniğin doğaya ve
topluma hizmet etmesinin yararları üzerinde durmuş,
aksi halde doğaya verilen yararın insanlığında
mezarını kazacağını bir çok
felsefe denemelerinde işlemiştir:
Doğa ve İnsan Duyarlılığı
Başlıklı yazısında kısa bir alıntı
yapalım:
İnsan
ve insanın ürettikleri
doğanın bir parçasıdır. Doğa
insan için gerekli, yaşam araçlarını sağlayandır.
Doğanın bu özellikleriyle yetinen diğer canlılardan
farklı olarak insanın; yalnızca fiziksel
olarak değil, etkin çalışkan ve üretici bir
varlık olarak da doğaya büyük bir ihtiyaç vardır.
Bu anlamda insan, doğada çalışma araçlarının
kaynağınıda aramaktadır
.
Doğal
gereksinim alanı ihtiyacının artması, üretim
araçlarının çoğalması, teknolojinin
amansız gelişmesi doğanın tahrip
edilmesinin nedeni değildir
İnsan bilincinin, günlük
çıkar ve geçici istekler temelinde örgütlenmesi doğaya saldırının da
boyutunu genişletmiştir. Bu durumda duyarsızlaşan,
bencilleşen ve düşünemeyenlerin havaya, suya
saldığı zehirler, çevreye attığı
kötü atıklar doğal yaşam dengesini bozmuştur.
Orman yeşildir, yeşil candır. Can tatlıdır.
Bu can acıtıldı, yok edildi. Niye yok edildi?
Yanlış işletmecilik adına, yakıldı
yer açmak için ve ağaçlar toptan kesildi cahillikle.
Şimdi, insanın ve doğanın yaşamı
selin, toprak kaymasının, erezyonun, ve çöl
olmanın tehdidi altında. Doğa ve insan yaşamı,
su ve havadaki zehirin kıskacında
İnsan,
doğanın ölümünü hazırlarken, kendi
sonunun gelmesininde kararını da vermiş
oluyor
Doğa
insanın tutkusu, sevdasıdır. Kendimize baktığımızda,
kendimize saygı duyabilmemiz için; havaya, suya zehir
katandan, havayı suyu kıskanmalıyız.
Toprağa kötü atık dökenden, yanlış işleyenden,
toprağı kıskanmalıyız. Ormanı
yanlış işletenden, yakandan ve ağacı
keserek yer açandan ormanı kıskanmalıyız.
Bu konularda gerekli önlemi almayan yıkıcı
anlayışlara fırsat üreten, yasanın işlevlerini
uygulamayan politikacılardan yurdumuzu kıskanmalıyız..
İşte
Osman Polat yurduna sanata bu denli bağlı bir
Resam, bir Felsefeci bir şair. Ölüm
içinde şöyle der:
Yol çok uzun derken birisi
/ Gökyüzü o kadar katı ki /
Ölüm böğürtlen rengi /
Güneş gibi uzak değil
Başka
bir şiirde :
Lanet olsun!
Genç ölenler en çok sevilenler der.
Nasıl bir yanıt
verebilirim ki bu dizelere. Osman Polat ölmedi. Sadece bıraktığı
bir kaç yüz tablosu ile felsefe ve şiir kitaplarıyla,
öğrencileriyle, çocuklarıyla, yollumuza tuttuğu
ışıkla bizimle yaşıyor, yaşayacak...
Almanya
- Horn Erwitte Uluslararası Sanat
Sempoziyumunda 2004
Foto: Roman Manevitch (Rusya. Heykeltraş), Molla
Demirel (Türkiye, Şair- Fotoğrafçı)
Osman
Polat (Türkıye,
Resam) Sabine Kremer (Almanya. Resam), Eddy Pinke (Almanya Resam)
DIPNOT:
Osman
Polat için bu sempoyzumu düzenleyen Atölye arkadası
Resam Nevın
Boragana, Öğrencilerine, Göynük Evrensel
Sanatçılar Evine, Dostlarına, Olanak yaratan
Kemer Belediyesi Başkanına, katılımcılara
destek ve yer
veren Otel
sahiplerine Candan teşekürlerimi ve sevgilerimi
sunuyorum.
Sempozyum 08 Ağustos Günü
Kemer Belediyesi Tiyatro Salonunda Belediye Başkanı
ve diğer yetkililerin bir konuşması müzik eşliğinde
açılacak.
Sempozyuma katılan
sanatçılarla çeşitli bilim ve
sanat adamıyla çeşitli etkinlikler18 Ağustos
gününe kadar sürecek
Bu süre içerisinde Türkiye ve çeşitli ülkelerden
gelen resamların birlikte yaptıkları
eserler Kemer
Belediyesince sergilenecek. Bir müzik söleni ile son bulacak.
-------------------->
MAKALE ANASAYFASINA DÖNÜŞ
-------------------------------------->
Halkların dostluğuna ve
barışa hizmet etmeyen hiç bir yazı türü ve
sanatsal çalışmanını tarihsel kalıcılıgı
ve değeri olmaz.
Molla Demirel
|