Startseite  / Anasayfa        Kunsthaus-Göynük      Sanatçılar Evi   
                 

  Biografie     Gedichte     Erzählungen        Artikel                    Bilder       

    Yaşam        Şiirler        Öyküler          Makele/deneme   Resim /Fotoğraflar 

 Deutsch        Türkisch      

 
 
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   

 

YASALAR MI  KENTLERDE MAFYA YARATIYOR

 

Gelişmiş ülkelerde örneğin Fransa ve Almanya’da  mülkiyet tapulama 1700 yıllarında tamamlanmış.

18. yüzyılın içinde “özel mülkiyetin masumiyeti ve kutsallığı” yasalaştırılmıştır.  Bu yasayla “bir kişinin mülkiyet hakkına ne her hangi bir kişi ne de rızası olmadan devlet dokunabilir.”

Türkiye’nin genelinde topraklar Tapo Kadostru dairesince ölçüm olmamış. Bu son yıllarda hızlandırılmış. Ancak bunun asıl amacı kişinin mülkiyet haklarını korumaktan çok devlet köylünün merası olan, hayvanlarını otlattıkları alanları, küçük çalılık ve ormanlıkları, nehir, çay, dere ve çeşme kaynak sularını kendi adına el koyması sonrada bunları tekrar satarak devlet hazinesine  parasal kaynak sağlamayı amaçlamıştır.

Bu özellikle köy ve kenarmahle semtlerinde yaşayan mülkiyet sahipleri bu alanda yeterince bilgilendirilmemiştir. Mülkiyetin tespitinde uzman, araştırmacı ve haksızlıkları en aza indirgeme birikim ve bilgisine sahip elemanlarcada uygulanmamıştır. Bu nedenle kimsesizler, yoksullar, veya ölçümcülerin ölçüm yaptığında da mülkiyeti başında bulunmayanlar yıllarca sonra mülkiyetlerinin başkalarının üzerine kayıt olduğunun farkında olmuşlardardır. Artık yapılacak bir şey yoktur çünkü “Atını alan Üsküdarı geçti” deyimine uygun bir durum yaşanmıştır. Bu sadece komşu, sınırdaş, hisadar ve akrabalar arasında kin ve nefreti yaygınlaştırıyor, bir sürü kavga ve cinayetlere neden oluyor. Bunla kalmıyor bu haksızlığa uğrayanlar o işlemi yapan şahısları yapanları devlet temsilcileri olarak gördükleri için devlettin tüm memur ve kurumlarına da güvenleri kalmıyor  ve onlara karşıda kin ve nefretle doluyorlar.

Bu durum kasaba, ilçe ve özellikle büyüyen şehir kenar semtlerinde Parsel, Arsa Mafyalarını besliyor.

Devletin küçük ölçekli mülkiyete bağımsız tapu vermemesi bazı art niyetli, açık göz  hisadarların haksız büyük para kazanmalarına olanak veriyor. Bunlara verilen yasal boşluklar arsa, pafta, arazileri takip eden Mafyayı besliyor. Bu art niyetli kişiler ve mafya işbirliği yaparak onlarca Hisadarın mülkiyetini önce  araziyi satışa çıkarmanın yasal yollarını buluyor. Hisadarların ellerine ulaşmayacak bir şekilde tebligat çıkarıyor. Hiç ilişkisi olmayan şahıslara postacıyla vererek veya vermış gibi gösteriyor.

Mülkiyeti Yurdışında veya  başka bir kentte yaşayan hisdarlardan habersiz ucuz bir fiatla üstelik Mahkeme yoluyla kaparak haksız bir kazanç elde ediyorlar. Böylece Hisadarı mağdur duruma sokuyorlar ve zarara uğratıyorlar. Bu tür art niyetli kişiler yüzündedir ki yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız artık Türkiye’ye yatırım yapmakta korkmaktalar. Yaptıkları yatırımları da elden çıkararak aldıkları Meblağı yaşadıkları Almanya, Hollanda, Fransa gibi ülkelere götürmeyi tercih etmek zorunda kalmaktadırlar.

Sonra aynı art niyetliler, başkaların mülkiyetini bu insani olmayan yollarla sözde bilir kişilerle veya gerçekten  bilirkişi olarak gelen ancak o alan hakkında bilgi sahibi olmayan kişileri de aldatarak yarım kilo et fiyatının altında bir değerlendirme koyuyorlar, sonrada bu mülkiyeti açık artırmla almış roluyla adlarına geçiriyorlar. Hemen ardından bir başkasına büyük fiatlarla veya büyük  İnşaat Mütahitlerine daire karşılığında devir ediyorlar.

Bütün kentlerde hemen hemen aynı oyunlar oynanıyor. Bu son yıllarda deniz ve nehir şeritlerinde daha yoğun yaşanıyor. Benim doğup büyüdüğüm Malatya’da da bu yaygınlaşmış bir durumda olduğunu görüyoruz.

Türkiye ‘Bir yeni Anayasa yapma çalışması” içindedir. Nüfusunun büyük kesimi halen köy, kasaba, ilçe ve kent kenar mahlelerinde yaşamaktalar. Arazi ve bina Mülkiyetinin %80 yakını hisedar şeklindedir.

Örneğin 20 bin veya 50 bin Metrekarelik bir arazide sadece yüz metre karae bir hiseyi bir şekilde elde etmiş veya satınalmış bir kişi, 40, 50, 100 hisadara sahip bir alanı bugün var olan yasal boşluktan yararlanarak  açık ihaleyle satışa çıkartıyorsa, hisadarların çoğunluğunun mülkiyetlerini satmak istemedeiği halde  satılıyorsa, üstelik hisadarların yüzde 80 den fazlasının mülkiyetinin satışından haberdar değilse, üstelik o art niyetli kişiler istediği fiyatı belirletebiliyorsa bütün hisdarların mallarını satılmasına yol açıyor veya hisdarları buna yorluyorsa bunun insan hakları konusunda, bunun  mülkiyeti koruma açısında ne kadar büyük bir ihlal, bir olumsuzluk, bir haksızlık olduğu gayet açık ve ortadadır. Bu olumsuzlukların, bu arsa ve İnşaat vs. mafyasının  yasal  olarak önlemek olanaklıdır. Eğer bir ülkede  haklar korunuyorsa, başkasının haklarına dokunmazlılk yasayla garanti altına alınıyorsa adalet vardır, güven vardır. O ülkenin siyasal ve hukuksal yaşamına saygı olur. Bunlar zoksa saygı ve güven olmaz saygı ve güvenin olmadığı bir ülkenin kurumları ve yasal kuralları da yeri yerine oturmamış olur. Sonuçta bir çıkmaz sokağın içine sürüklenir.

1. Tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi. Her mülkiyet bağımsız tapulandırılmalıdır.

100 Metre karelik bir yerde, küçük bahçe olarak sebzecilik veya kuş, arı türü aile işletmesi olarak kullanılabilinir, bin dekarlık yerde kullanılabilinir. Örnek olarak benim yaşadığım Almanyada küçük bahçe evleri kentlerde kent idaresince ve devlet desteğile teşvik edilmektedir.

  1. Gönüllü olarak mülkiyetinin bağımsiz tapulamayı iştemeyen  zani hisadar olarak bırakmak isyenlerde, İlerde  hisadarlardan biri mülkiyet hakkını satmak istediği zaman hisadarını zorlama, onun mülkiyet hakkını  zedeleyecek, zarar verecek her hangi bir yasal hakkı olmamalıdır. Devletin kurumları ve yasaları bir tarafı koruyan öbür hisadara zarar veren bir  işleyişe  sahip olmamalıdır. Yasaları bu tür adaletsizliklere yer vermemelidir   Hiçbir kişi hisdarına zarar verecek, satışa zorlamaya yol açacak bir yasal olanak bulmamalıdır. Her hisadar bağımsız olarak kendi hisesini istediği kişiye istediği bedelle satmaya hakkı olmalıdır.

  2. T.C. Millet Meclisi yeni Anayasa çalışmalarında  milyonların sorunu olan bu  hisedarlık hakkını göz önüne almalı ve anlaşılır bir yasal çözüm getirmelidir. Bu onu hem Avrupa Birliği yasalarına uyumunu hızlandıracaktır, hem bu alanda Muhakemelerin raflarında yıllardır bekleyen on binlerce davanın ortadan kalkmasını sağlıyacaktır. Böylece Muhakemelerin o kurumda çalışanların, savcı ve  hakimlerinde rahat bir nefes almasını sağlıyacaktır.

Elbette gönül isterki Türkiyenin her yerinde tüm savcılar, yargıçlar özel mülkiyet ile ilgili davalarda özellikle hisedarların paylaşımında art niyetli kişileri, hak etmeden hisadarlarına zarara vererek büyük kazanç sağlıyanlara olanak vermesinler, Vijdanlarına birkaç soru sorduktan sonra karar versinler.

Belkide  asıl adaletin, asıl yargıçlık makamlığın kutsallığı sadece haksızları yasal boşluklarda yaralanmak isteyen, haksız kazançlar elde tmeye çalışan ve elde edenlerin önlemesiye mümkün olduğunu bilen, yüreğinin sesi ile aklını birleştiren yargıçlarda Türkiyemizde ve benim doğup büyüdüğüm Malatya’da vardır…

 

17.12.2011

 

 

 

 

 

 

 

 

                Denemeler sayfasına dönüş ----------------------->

 

 

 

 

 Email                                                                                Email: MollaDemirel@gmx.de
   

       Sahip olabileceğin en kıymetli ve en büyük hazine farklı dil ve kültürleri iyi öğrenmen ve kavramandır...

                          Molla Demirel

 Deutsch        Türkisch